aşk yaşta değil, taştadır

– saat kaç olmuş?

ne önemi var.. hem ben onun bana aşk hızıyla gelmesini bekliyorum. kim demiş zamansız diye? kim yersiz bulmuş? kime neymiş..?

o soğuk bellediğimiz toprağın altında, kaç el tutuşur, sıcaklık kaç derecedir, güneş batar mı or’da da..? şimdi uyuyorum belki de, yatınca uyanacağım. kim verecek cevâbı bana..? hangi güngörmüş âlim? hadi canım siz de! nasıl oluyor da herşeye verecek bir cevâbınız var da, şimdi susuyorsunuz. güldürüyorsunuz beni, acı acı güldürüyorsunuz. biliyorsanız asıl bunu söyleyin bana. gayb’dan haberler veriyorsunuz, şüphe sokuyorsunuz araya.

bana sevmeyi anlatın meselâ.. ölümsüz olsun o da, nasıl olacaksa ölümlülerin dünyâsında.. işte şimdi çözeceksiniz az kaldı, bir sır daha veriyorum burada.

ey insan

uğrunda yaşıyorum

nerede ve hangi gün

çıkacaksın karşıma

bak ölmedim

bekliyorum

taşımı sen yaz diye

yaşımı ben bile unuttum

Reklamlar

30 responses to “aşk yaşta değil, taştadır

  1. bekliyorum
    taşımı sen yaz diye

    Oooof.. bu cok agir.

    Hem boyle beklemek, boyle birisini beklemek, hem de (her kim ise) beklenmek cok agir…

    Ama, cok da guzel :)

  2. TAŞ

    Akıl! Taşmam diye dayat!

    Gönül! Taşacaksan taş!

    Aç goncanı. Artık gül ver
    Kış basıyor yavaş yavaş
    Saça düşen kara inat
    Ocak tütsün aşka bulaş

    Bacayı sarsın alevler..

    Laf! Baca dediğin de taş..

    Müzmin Anonim

  3. o soğuk bellediğimiz toprağın altında, kaç el tutuşur, sıcaklık kaç derecedir, güneş batar mı or’da da..?

    Birbirini çok seven eşlerdi belki de

    fotoğraf:Enes Reyhan

  4. ..arada..haber getirenlerin olduğu söylenir..
    ..ve..eğer doğru ise..evet..acı ve ızdırab var..
    ..biri birini sevenler..kurtulmak için..ve yalvaranlar..
    ..feryat ve..figan..var..ele le verip de birlikten kuvvet
    arayanlar..evet..daha farkında olanların..şaşkınlıkları..
    ..ölü olduklarının..zaman zaman duyumsama olarak
    ..ta olsa..acaba?..diyerek te olsa farkına varanların..
    ..teşevvüşü..
    ..ve..dediğiniz gibi..umanlar..ümid ile..uyanacakları
    an’ı bekleyenler..dua ile..yakararak..
    ..ve ..turâb’ı yararak..dışına yükselenler..böyle
    söylüyorlar..eğer doğruysa..
    ..ve..doğruysa..bir küçük şans yakaladık..demektir..
    ..ümid..küçük te olsa..

  5. Sevgili Müzmin Bey,
    güzel olsun diye değil, içten olduğu için güzeldir, ancak.. belki..
    ağır mı dersiniz? taşıyabileceğimden fazlası değil, inanın..
    kaldırma gücüm çok, pek çok benim, ama o taşı ben yazamam, yok o kadar güçlü değilim :)

  6. Metin Bey,
    ben sizden eleştiri bekliyorum ama siz Müzmin Bey’e katılmakla kifâyet ediyorsunuz.
    hem ne biliyorsunuz, belki bana torpil yapıyordur Müzmin Bey :))
    çok teşekkür ederim, şımartıyorsunuz..

  7. Ece’m ..
    sen bitme hiç, baharsın daha, başla yaşamaya :))

    Müzmin Bey’in satırlarına bayıldım, evet kış basıyor yavaş yavaş, son son aşka bulaşmalı gönüller.. is kimin umurunda :))

  8. Muzmin Bey’in kimseye torpil yaptığı görülmemiştir. Böyle birşey -Eco Bey’in tabiriyle- “olabilemez”!

    Bana gelince… Walla ne gördüysem onu söylerim ben! Çok beğendim işte, ötesi yohtir!

  9. Pardon, ekleyeyim sevgili Cano Hanım*:

    O berbat imlanız hariç! Sıra ona da gelecek elbet!

    (*) Muzmin Bey, sanırım Ece Hanım’ın yazlığında muhatabını bir güzel fırçalamış bu büyük harfle başlayıp kesmeyle biten “bey/hanım” yüzünden. O hususta kendisiyle çelişiyor gibi görünüyorsam da değil. İleride yazacağımız bir makalede imlanın ekonomipolitiğine de değineceğizdir efenim. Saygıyla arzederim.

  10. Enes Reyhan’ın fotoğrafı sevdiklerimden, Ece’ciğim..
    mezarlar ve mezar taşları başlıca sevgi alanıma girer. güyâ göbeğinde yaşıyoruz tarihin, çok kızıyorum kendime sırf bu yüzden, daha fazla gitmeli- görmeliyim.
    geçenlerde intiharı seçen o çifti düşünüyordum bunları yazarken.. kimbilir ne niyetle kıydılar kendilerine, ya aşkları? bak kazındı bile en azından benim hâfızama, yine de yaşasalardı, yaşlansalardı birlikte, olmaz mıydı? olamaz mıydı?
    ölümsüz oldu belki de aşkları.. kimbilir..?

  11. Metin bey! Metin Bey!
    bir dakika lûtfen! yalvarırım…
    nasıl yâni ? vallah bir şey anlamamışım ! haşlama, kızartma neler oldu? henüz geldim buraya, hangi berbat imlâ? ne demek istediniz? neler oluyor buralarda?

  12. Candan hanim,

    güzel olsun diye değil, içten olduğu için güzeldir, ancak.. belki..

    Guzel olsun diye yapilsa ‘nezaketen’ olurdu. Malum, samimiyet ictenligiyle, nezaket de sekil sartlarina uygunluguyla kiymetlendirilir.

    Guzel olsun diye yazildigi icin degil, guzel oldugu icin sevdim. Subjektif yani.

    Sekil sartlarina uydurulan duygular ifadeleri samimi olmaz ki..

    [
    Iste, Metin beye, serbest vezin icin bir omur bana karsi kullanabilecegi ‘ammunition’u da kendi ellerimle vermis oluyorum.

    Ama, olsun, hem siz hem de kendileri buna degersiniz.

    ‘Vurun ulan vurun, ben kolay olmem’ :))
    ]

    ağır mı dersiniz?

    Agir. Bana agir geldi. ‘Erkekler aglamaz’ lafi da cok dogru degildir zaten..

    taşıyabileceğimden fazlası değil, inanın..
    kaldırma gücüm çok, pek çok benim,

    Kaldirmak baska.. kaldirip orada turmak, ve hep altinda olmak bana agir.

    ama o taşı ben yazamam, yok o kadar güçlü değilim :)

    Iste burada biraz farkliyiz galiba.. Ben o tasi yazdim bile.

    Vardım bir gün uçmaya
    Dedim kuş idim uçtum
    Zaten ben bu dünyaya
    Gelirken kovulmuştum
    [Müzmin Anonim] {yok, yok, burada, vakti geldiginde gercek ismim olacak}

    Elimden geldigince sade, kisa, kolay.. Giderayak, mermer ustasini da luzumundan fazla zora sokmanin alemi yok ki.

  13. Metin bey,

    (*) Muzmin Bey, sanırım Ece Hanım’ın yazlığında muhatabını bir güzel fırçalamış bu büyük harfle başlayıp kesmeyle biten “bey/hanım” yüzünden.

    Ya Hu.. iyi walla.. dudaklarim kimildasa, fircalamak, saplagi indirmek oluyor.. Bu ne bicim istir boyle. Ben orada dogru bildigimi izah etmege calsiyordum.

    O hususta kendisiyle çelişiyor gibi görünüyorsam da değil.

    Inatciyimdir ama o kadar da degil. Ikna edici argumanlariniz varsa duymak isterim. Hatanin neresinden donersem kardir.

    İleride yazacağımız bir makalede imlanın ekonomipolitiğine de değineceğizdir efenim.

    ‘imlanın ekonomipolitiği’?.. Yok, horguclu mahlukun iskarpinleri.. :))

    Saygıyla arzederim.

    Ihtiramla istirham ederim.

  14. limitleri zorlayan satırlar ve cümleler. havsalalarımızı bir nebze olsun rahat bırakın candan hanım :). Yoksa, basit birkaç cümle olarak mı almalıyız ve anlamalıyız yazdıklarınızı? Ne demektir “bekliyorum taşımı sen yaz diye”. ya da şu satırlar ;: “o soğuk bellediğimiz toprağın altında, kaç el tutuşur, sıcaklık kaç derecedir, güneş batar mı or’da da..?” sahi, siz yolun kaçıncı kilometresindesiniz? :O

  15. bir yorum daha yazıp, birine hakkını vermeliyim. sayın müzmin anonim. cevaplarınız çok ışıltılı. biliyorum benim yazdıklarım lüzumsuz şimdi. ulvi bir beyanla “boynunuzu kırmak” niyetinde de değilim. Ama metin bey ve candan hanım’a yazdıklarınızı ve keza yazdıklarınızın içindeki ironileri çok güzel buldum.. Bu kadar…

    selamlar…

  16. Müzmin bey :))
    ben gitmiş sizin blogunuzda ellerimi terletirken, bir çırpıda hakkımdan gelmişsiniz efendim :) ama olsun.. vurun vurun ben kolay ölmem :) bu lâfı bir yerden duymuşluğum var evet :)

    değer bulmanız hususunu, şimdi nasıl kaldırabileceğimden emin değilim işte, inanın.. altında kalmamaya gayret ederim o başka ama nasıl desem, çok ağır :) bu ağır başka türlü bir ağır.. ahhh nasıl ifâde edeceğim kendimi ben!

    erkekler ağlamaz mı? kim demiş? halt etmiş! valla size güvenerek söylüyorum bunları :) sâhi mi? oyyy ölem ben!

    tamam siz de altında kalmayın, mesele hâllolmuştur :)

    sizin yazdığınızdan bu akşam ben de yazayım bir tâne, iyi fikir :)
    ama ben onu demek istememiştim, kendi taşımı yazmaktan kolay ne var? ben kıyamam gönlüme, beklediğimin taşını yazamam. işte onu taşıyamam. ağır olan bu benim için. o yazsın benim taşımı yine :)

    mermer ustasına da iş bırakmamalı mı ne? şimdiden alıp, başlamalı yazmaya, şunun şurası ne kaldı :)

  17. ”Yok, horguclu mahlukun iskarpinleri..” :))
    küfür edebiyâtıma bir son verip, kafayı çalıştırsam iyi olacak gâliba :))
    ha bu da bağa bi ders olsun!

  18. Burak Bey,
    basit diyorum, basiiiit!
    basit olanın anlayabileceği kadar basit!
    valla billâ.. ahanda yemin ettim :))
    yav size örgetmediler mi heç bağyanların yaşı, erkek kısmısının meaşı sorulmaz deyi, çok ayıp! bi daa duymiyim!

  19. Candan Hanım,
    benim kim olduğumun arAYIŞ’ında olduğunuz dönemlerde bir yazınıza yazdığım yoruma sizin verdiğiniz cevaba binaen şöyle yazmıştım “ironilerim hiç anlaşılmayacak galiba”. Görüyorum ki, anlamak için hiç uğraşmıyorsunuz? Ya da ayıptır söylemesi “ben fazla kompleks” (öyle olmadığımı düşünsem de) bir yapıdayım. Kendimden şüphelenmeye başladım…

  20. Bir yorumu iki kez yazmış bulunduk. Zaten birşeyler ekleyecektim. Yaşınızı bana göre “edep sınırlarını” zorlayan bu şekilde, yani “siz kaçıncı kilometredesiniz? şeklinde sormak en son başvuracağım soru şekillerinden.. Asıl ben sizi kınıyorum efendim..

    ve teessüflerimi iletiyorum..

  21. Sevgili Interlock,
    sizi unuttuğumu sanmayın..gördüğünüz gibi bombardımana uğradım ve dilerim hep de uğrayayım :) cân fedâ böylesi bombardımana..
    bir şans yakalamak..ümit.. ne güzel sözler bunlar..tam da size yakışır cinsten arkadaşım.
    sevgilerimle…

  22. Ahh ah!
    benim esprilerim ne zaman anlaşılacak Allahım!

    Burak Bey,
    üzülmeyin hepimiz kompleks bir yapıyız zâten, insanız netekim :))
    teessüf etmeyiniz ne olur, çalışın sizin de olur :)))

  23. [Candan hanim.. ben ve benim su meshur olmaga baslayan format hatalarim.. Bir oncekini silebilir misiniz lutfen]
    Burak bey,

    bir yorum daha yazıp, birine hakkını vermeliyim. sayın müzmin anonim. cevaplarınız çok ışıltılı.

    Tesekkur ederim. Fakat, siz de uygun gorurseniz bundan boyle, boyle yapmayin lutfen. Aferin almak hos; ama, iyi bir sey degil bence. Simartici.
    Onun yerine, siz benim yazdiklarimdaki fikir temelindeki yanlislarima, mumkunse lisan-i hal ile, isaret edin, sizinle cekissek bile bana daha faydali olur. Bu, ozur dilemek ihtiyacini duymadigim, son derece bencil oldugunu da bildigim bir talebimdir.

    biliyorum benim yazdıklarım lüzumsuz şimdi.

    Iltifat kaldiramadigimi bir sekilde biliyor olmalisiniz. Ama, tevazuyu da bir o kadar takdir ederim. Elimden gelse ben de oyle yapmaga calisacagim, ama, millet simartiyor :))

    ulvi bir beyanla “boynunuzu kırmak” niyetinde de değilim. Ama metin bey ve candan hanım’a yazdıklarınızı ve keza yazdıklarınızın içindeki ironileri çok güzel buldum.. Bu kadar…

    Eyvallah..
    Fakat, baska hersey de belki de oyledir ama, mesela, teniste performansinizi netin karsisindaki belirler. Buralarda da oyle, bence.
    [BTW, pek tenis oynamisligim yoktur. Belli de oluyordur.]

  24. Muzmin Anonim,
    taleplerinizde çok haklısınız. Onun için boyun kırma hadisesini şiddetle vurguladım. Sözün özü makbuldür. Hataları örtbas etmek de gerek bu arada. Lisan-ı Hal ile çekişmeye eyvallah. Her zaman hazır ve nazırım..

    Candan Hanım,

    bu bilgisayar meretinin hissiyatı yok ki. mimik işaretleri de yeterli olmuyor. Onun için böylesi idare edeceğiz. Anlamaz gibi görünüp anladığımı bilmeniz babında yani..

    Muhabbetler ve hayırlı geceler… (bugün cümlelerimi son kez yoruşum)

  25. Ooooo ! Muhabbet derin:)

    kahve arzu eden olursa, buyursunlar efendim:)

    CANOO,
    Enes 85 doğumlu ama çok derin bir çocuk..
    Mezar taşı çalışmalarına flickr da göz gesdirdin mi hiç?

    Bak şurada..
    http://www.flickr.com/photos/enesreyhan/sets/72057594126295424/

    bir de makalesi var:
    http://www.enesreyhan.org/?p=10

  26. Ece’ciğim benimki sütlü-şekersiz olsun lûtfen :))

    Enes kardeşim güzel işlere imzâ atmış, haberdâr ettiğin için çok teşekkür ederim. flickr’daki fotoğraflara kısaca bir göz attım, en yakın zamanda doya doya inceleyeceğim. yazısını okudum.
    akıl yaşta değil diyorum ben başka da bir şey demiyorum işte :))

  27. Muzmin Bey,

    Devenin nalına ihtiyaç yoktu ki yaw! Latife etmeye yeltendiydik şunun şurasında. Burak Cem Bey bilmez bunu doğal olarak ama biz birbirimizi binlerce yıldan beri tanımıyor muyduk?! Hay Allah!

    Burak Cem Bey,

    Merhaba! Efenim bizler Cano Hanım’ın kız tarafını temsilen burada zuhur eden yahut boy gösteren akraba taallukat olaraktan birbirimizi yukarıda vurguladığım üzere bin yıldır tanırız. Yaklaşık bir düzine kadar yazlığın bahçesinde çimlerin üzerine yan gelip mehebbet eyleriz nicedir. Size o yazlıkların adreslerini verecem fikir edinesiniz bu hususta deyu, emme üşeniyom zebbah zebbah. Bir geniş vakitte veririm inşallah.

  28. metin bey,

    böylesi bir duruma (link vermeye) gerek yok. Akli melekelerim bana durumu yeterince izah ediyor zaten. Akraba taallukatınızın ne kadar kavi muhabbetler eylediğini tahmin etmek hiç de zor değil. Kişinin iş’tir ayinesi. Açmıyorum bu sözü. Haa, diyorsanız ki “o adreslerde ciddi cevherler var ve istifade edersiniz”. Başım gözüm üstüne… Müsait zamanda maaliftihar incelerim vereceğiniz adresleri… Bu arada sizin mehebbetin mehabet olmasına az kalmış gerçekten. :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s