öğretmenim canım benim, canım benim…

öğretmenleri severim.. bana kalsa, asla yapamayacağım bir iş. kutsal falan denir ya öğretmenlik işi için, ben hakikaten öyle düşündüğüm için,  söylüyorum.

bu akşam (şimdiye göre dün) kızımın iki öğretmenini ağırladık, akşam yemeğinde. b… ve z…..;  biri müzik, diğeri edebiyât öğretmeni.  gıyâben iyi  tanıyordum onları, kızım hiç dilinden düşürmediği için. hârika bir akşam geçirdik.. giderken defâlarca teşekkür ettiler ya , aslında ben teşekkür borçluyum onlara, çok şey öğrendim. genç öğretmenlere bayılıyorum, öğrencinin dilinden anlıyorlar ve çok anlayışlılar, üstelik öğrenme sevdâsından vazgeçmiş değiller ve en çok buna seviniyorum.

geçenlerde haber bültenlerine ve manşetlere konu olan olayları konuştuk biraz.. hani şu öğretmenlerle türlü pozlarda çekilmiş fotoğraflar, sınıfta sigara içmeler, uzun eşek oynamalar hakkında. z….., bundan önce öğretmenlik yaptığı okulda bunların sıradan olaylar olduğunu söyledi. birkaç örnek verdi ki, küçük dilimi yutacaktım. meselâ öğrencinin birinin, z…..’in susturamadığı altmış kişilik sınıfı bir el işâretiyle susturup, cep telefonundan kebapçıya sipâriş verdiğini ve sipâriş ettiği kebabın, bir süre sonra sınıfa kadar getirildiğini ve öğrencinin sınıfta istifini bozmadan yemeye başladığını, bunu yapmasına izin vermemek için karşı çıktığında ise öğrencinin yanına kadar gelip, elini tokat atmak üzere havaya kaldırdığını ve sonra ” duâ et kadınsın, yoksa ……” diyerek yerine geçtiğini ve kaldığı yerden yemeğe devâm ettiğini anlattı. sonrasında öğrenciyi müdüre şikâyet ettiğini ve olayın ilçe eğitime kadar gittiğini ve hiçbir sonuç alamadıklarını falan anlattı. bu öğrenci daha sonraki günlerden bir gün, bir öğretmenin ders verdiği sınıfa kadar gitmiş, kapıyı açmış ve öğretmene dışarı çıkmasını söylemiş. öğretmen karşı çıkmış, sınıfı terk etmesini istemiş. daha çok sinirlenen öğrenci küfürle konuşarak tekrar dışarı gelmesini söyleyince, öğretmen çocuğun yanına varmasıyla birlikte muştayla yüzüne bir yumruk yemiş ve yere düşmüş, ardından silâhını çeken çocuk öğretmeni vurmuş. öğretmen yaralanmış, bir süre hastahanede yatmış ve sonra aynı okulda bir hafta kadar ders verdikten sonra  başka bir okula gitmiş. artık tâyin mi istemiş başka sebeple mi başka okula geçmiş, sormayı unuttum. öğretmeni vuran çocuk ise, üç ay kadar hapis yattıktan sonra yine okul bahçesinde çetesiyle birlikte yaşamına devâm etmiş. bu olay iki yıl evvel, istanbul’un varoş olarak tanımlanan bir semtin, yegâne lisesinde cereyân etmiş. insanın inanası gelmiyor ama bir öğretmenden dinleyince de inanmaktan başka çâre kalmıyor. bunun gibi birkaç olay daha anlattı z….., inanması en az bunun kadar güç olan. allahtan güzel konuları baştan konuşmuştuk ve gün boyunca hazırlık telaşıyla başıma çöreklenen ağrı bir nebze olsun hafiflemişti. bu konuşmalardan sonra, beynim uyuştu sanki ve sonrasında ağrı şiddetle tekrar ortaya çıktı, şimdi ise damarlarım zonkluyor. anne olmak yeterince güç, endişeler hep varken bir de bunları duymak beni mahvetti. bir tek şey içimi ferahlattı gibi.. kızımın okulunun anadolu lisesi olmasından dolayı , öğrencilerin çoğunluğunun iyi eğitimli, son derece aklıbaşında, sevimli, neşeli, saygılı ve özgüvenli çocuklardan oluştuğunu söylediler. buna rağmen öğrencileri şımarık bulan meslekdaşlarını ise açıkca anlayamadıklarını söylediler. bana dokunmayan yılan, bin yaşasın, diyemem ben. hepsinden en az kendi çocuğum kadar sorumluyum/sorumluyuz.  diğer okullar… öğrenciler… öğretmenler… onlara ne olacak? öğretim sistemi nereye gelmiş, nereye gidiyor? ne yapmak gerek? milli eğitim ne için var? bakanlık ne işe yarar? il ve ilçe müdürlükleri uyuyor mu?

Reklamlar

5 responses to “öğretmenim canım benim, canım benim…

  1. Candan Hanim,
    Ben de ogretmenleri pek severim. Hatta benim burdaki roommate’im ingilizce ogretmeni idi ve Turkiyeye donup baska bir ingilizce ogretmeni ile evlendi. Demek ki ogretmenler evlenebiliyor :)
    O yuzden ben de buradan tum ogretmenlerimize “penceresi cam cama muallim, selam soyle amcana muallim” sarkisini hedaye etmek istiyorum :)

    Ben liseyi Istanbul’un guzel mekteplerinden birinde bitirdim. Bizim okulda kizlar kiz oretmenleri erkekler erkek oretmenleri dovdu gozumun onunde. Ama haketmislerdi demek istemiyorum :)
    Sizin anlattiginiz olay apayri. O eskiyalik. ama bizim okulda erkek edebiyat hocamiz kizin birine camasirlarini yikatmaya calistigi icin o kizi seven cocuk tarafindan dovulmustu. biz bunu garip karsilamamistik. Yapilmasi gereken basitti. Gidip sikayet etmek. Hos sikayet te ettiklerimiz en fazla transfer edildi. Cocuklara cinsel taciz yapan oretmenleri de isten atmayip doguya suruyoruz malum.
    Neyse demem o ki iyi oretmenlere uzanan eller kirilsin ve ayni zamanda (ben gibi) iyi orencilere uzanan eller de kirilsin :)
    Tesekkur ediyor sevgi ve saygilarimi sunuyorum… :)

  2. Candan hanim,

    Sizin ve fatih beyin aktardiklarina bir iki ilave de ben yapmak isterim.

    Istanbul’daki en eski ve en saygin (yani, revacta) okullarindan birinin mudiresi ile bir iki aksam yemeginde konusmustuk. Okul eskiden sadece kiz lisesi idi, ama daha sonra karma kolej olmus.

    Sozkonusu mudire, 20-25 seneden cok zamandir Turkiye’de yerlesik, baska bir ulkenin vatandasi. Zannedersem artik turk vatandasi olmus, ama sormadim.

    Neyse.

    Konustugumuz zaman, sizlerin anlattiginiz urkutucu seylerin yanisira, beni daha cok rahatsiz eden baska bir seye temas etmisti: Gecen zaman boyunca gozlemledigi veli profilindeki degisiklige.

    Eskiden hem okulun icreti az, hem de velilerin gelirleri orta karar imis. Son 10-15 sene icinde bu hizla degismis. Artik, velilerin cogu birer Yuppy imis. Genc profosyoneller, arti cok para kazananlar…

    Bunlar, mudire hamina gore, asil sorun imisler. Cunku, ‘Paraysa para. Kac para istiyorsaniz verelim, ama, alin bu cocugu basimizdan’ diyenlermis. Ustelik, ‘Alin ve gerektigi gibi terbiye edin’ de degil, ‘alin ve rahat ettirin, bagirmayin, bir fiske de vurmayin, kusturmeyin’ falan filan diyenler.. yani, cocuk eve geldiginde –gec saatlerde eve gelen ebeveyn– cocugun okulla ilgili sikayetini dahi duymak istemiyor. Okulun da cocukla ilgili sikayetlerini duymak istemiyor.

    Baska bir deyisle, saat ucreti karsiligi baska birilerinin ebeveynligi devralmasini, onu da pasif yapmasini istiyorlarmis.

    Bu yuzden, cocuklari zaptedemediklerini, anne-baba ilgisinin eksikligi ve ceplerinde de hayli yuklu paralar olmasinin tetiklemesiyle cok kotu seyler olabildigini; bunun basinda da uyusturucu geldigini filan anlatti kadin bize..

    Dunyam, nevrim dondu.. Bunlari, bir kitap filan halinde yazmasi cok yalvardim, ama, bildigim kadariyla yazmadi. Yazsaydi, eminim icine onerilernini filan da yazardi. Hem cok tecrubeli hem de iyi bilinen bir okulun mudiresi olarak dikkate de alinirdi bence. Ama, yazmadi.

    Neyse. ‘Iyi okul’larin da baska ve bazan cok kotu halleri var demek istiyorum. Burada sorun bence Milli Egitim filandan cok degisen veli profilinde..

    Ogretmeni, para karsliginda tutulmus bilgi aktarma hademesi olarak goruyorlar.

    Isin kotusu, ogretmen egitimine hic yatirim yapmmamis oldugumuz icin, bir cok ogretmeninimiz de hem bunu hak ediyor, hem de daha iyi bir muamele talep etmek noktasinda olmadiklarinin farkindalar..

    Tut keli perceminden yani..

    Zor, cok zor bir durum. Cok da kotu.

  3. öğrenci olduğum zamanlardan beri değişmedi bu sorun, bir türlü bizim millet de öğrenemedi; eğitim başka öğretim başka… eskiden ikisi bir arada yapılmaya çalışılırken yüzlerine gözlerine bulaştırdılar artık eğitim kalktı sadece öğretim var onu da beceremiyorlar… Milli eğitim sahipsiz olan öğrenciyi öyle bir eğip büküp, eğitir ki bildiğiniz gibi değil. Okul kapısında bir santim saç için dayak atan öğretmene, spor kıyafeti alamayan öğrenci ogün beden eğitimi dersine giremedi diye sınıfta bırakan öğretmene, kravatını tenefüste maç yapınca çıkardı diye sınıfa girince o öğrenciyi kulaklarından tutup tutup kaldırarak tahtaya kafasını vuran öğretmene sesini çıkarmaz ve hatta haberi bile olmaz. Özel okullarda da para kaybetmesinler diye öğrenciyi ne yaparsa yapsın atmazlar… olan yine normal öğretmene normal öğrenciye olur… herkese sabır diliyorum. zaten eğitim ve öğretim komple iflas etmiş ne diye herkes hala çocuğunu okula gönderiyor onu da anlamış değilim… ne eski öğretmenler kaldı ne eski öğrenciler. haberlerde ben de bu filmleri gördüm ve sinirlendim ama neden ses çıkarılmıyor onu da anlamış değilim. burada uyulması gereken kurallar var uymuyorsan dışarı çıkarsın desinler sınıftan atsınlar çıkmıyorsa zorla çıkarttırsınlar, kimseye sesini çıkarmayan özel okul yönetimleri bu huzursuzlukları yaratanları para kaybetmemek için cezalandırmıyorsa ileride tüm öğrenciler çekip gittiğinde dımdızlak ortada kalırlar. Ne öğrenci ne öğretmen esas kontrolü yapıp sonuna kadar okulu, öğrenciyi, öğretmeni ve çocuğun arkadaşlarını kontrol edecek olan velidir ve bu işi sıkı takip etmezlerse ancak böyle akşam haberlerinde görüntüleri seyredip şok olurlar… Haaa olmuyorlarsa kendileri bilirler, zaten ben rahatsız olan veliler için söylüyorum. Tekrar değerli öğretmenlerimizin ellerinden öperim ama para aldığı işletme bir şey demiyor diye okulun her dediğine olur diyerek kendi ağırlığını koymayan ve maaşımı alayım da ne olursa olsun diye öğretmenliğin esaslarını uygulamayan öğretmenlere de bir çift lafım var. Bir kuru maaşı kaybetmeyeyim diye böyle her şeye evet derseniz bütün memleketçe her şeyimizi kaybederiz. Geleceğimiz sizlerin elinde lütfen bunu hiç bir zaman unutmayın…

  4. Bundan on sene evvel bir lisede stajerdim. Yanında staj gördüğüm öğretmen yazılı esnasında oturuyor ve gözü önünde kopya çekenleri görmezden geliyordu. Dayanamadım ve hocaya danışmadan iki tanesinin kağıdını alıp koydum masaya. Hoca sonra ne yaptı bilmiyorum ama ertesi hafta bana söylediği şey şu oldu:”Kağıdını aldığınız öğrenci arabamın tekerleğini bıçaklamış. Arkadaşlarına da aslında beni bıçaklayacağını söylemiş.” öğretmen üstü kapalı bana kızıyordu… etliye sütlüye karışma diyordu…kendi de aynen öyle yapıyordu zaten…
    lisede çalışan bir yakın öğretmen arkadaşım da aynen şunu nakletti. nöbetçi öğretmen, öğle tatilinde kız ve erkek öğrenciyi çirkin bir halde yakalıyor ve “burası böyle şeyler yapılacak yer mi? diye bağırıyor. öğrenci ne dese beğenirsiniz… “öyleyse bize yer gösterin”…
    ne midem ne aklım ne sinirlerim kaldırıyor.
    lisede görev yapmak mı ALLAH KORUSUN!!!

  5. böyle milyonlarca olay anlatılıp durum gözler önüne serilebilir ama ama ama amaaaaaaa ilk önce buraya okumaya gelen insanların burasının kendilerine yararı olduğu beyinlere işlenmeli… boşu boşuna gidip boşu boşuna diploma alıyoruz hiç bir yararı yok düşüncesini silmek için kaliteli eğitim ve eğitim sonrası üretim sistemini oturtamazsak hiç durmadan mercibadık savaşını ezberletmenin bir anlamı kalmıyor… mesela bu sene de hiç bir eğitim kurumumuz eğitim değerleri bakımından ilk 500’e girememiş… bu güvensizlik ve bilgisizlik içinde öğrenci de ilkel yaratık gibi davranıyor, onların yaşına ve aile görgüsüne göre yapacak bir şey yok. öğrenci okulda kaybedeceği bir günü bir saati bile önemserse şımarıklık ve terbiyesizlik etmeyi de düşünmez zaten okulun amacı böyle eğitimsiz ve ilkel davranışlar sergileyenleri adam etmek, toplum için yararlı, kendisi için olumlu şeyler kazandırmak değil mi? bunlar anası babası tarafından eğitimsiz, görgüsüz bırakılmışsa o ana babaları kim mezun etti, kim eğitti diye de sorarlar adama…
    şu linkten ilk 500’e girememiz ve ilk 10 hakkında kısa bir bilgi edinebilirsiniz…
    http://www.bildirgec.org/yazi/gene-ilk-500-de-yokuz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s