nâzım da yalnızdı rıhtımda…

. . .

dünyamda sabahleyin aç karnına içilen cigaramın tadı,

ölüm kendinden önce bana yalnızlığını yolladı.

kıskanıyorum öylelerini kocaldıklarının farkında bile değiller,

öylesine başlarından aşkın işleri.

N. Hikmet, 12 ocak 1963

. . .

yalnızlık deyince aklıma nâzım düşer/ ki bu dünyâda pek yalnızdı/ dost ahbap kervânı sonradan türer/bâdem gözlü olur ölüler/durup dinlenmeden ölümü düşünen!/ne bando geldi yanına , ne çocuklar/en sevdiğin memleketle örttük üstünü/yeryüzüydü…………………

Reklamlar

22 responses to “nâzım da yalnızdı rıhtımda…

  1. ..nâz’ım..da yalnız..
    ..gibi..

    ..sad ece..hatırlanır..
    ..bizim için önemli..
    ..bazı günlerde..ki..
    ..biz abes ile iştigâlde..
    ..ve kimbilir..
    ..ne mene bir hâlde..

    ..gün aydın olsun..herkeze..
    ..ne demekse!..

  2. Candan hanim,

    nâzım da yalnızdı rıhtımda…

    Karli Kayin Ormani’nda deseniz anlarim, ama, rihtimda yalniz degildi.. taa o Romanya bandirali gemiye kadar ona Refik Erduran eslik etmisti.. :))

    boylece bugunku luzumsuz malumatfurusluk kotami doldurduktan sonra, evet, haklisiniz.. Nazim da yalnizdi.. ve, cok da guzel yalnizlik siirleri vardir..

    Karli Kayin Ormani demistim ya, oradaki ‘memleket mi, yildizlar mi, gencligim mi daha uzak’ deyisi var ya; kahreder beni…

    Insanin gordugu, var oldugunu bildigi, gormus oldugu fakat (artik) ulsamadigi, erisemedigi seyleri o kadar iyi dile getirir ki.

    Hem hayran olurum, hem de kiskanirim.

  3. Elveda ülkem
    Ülkemi terkettim, evimi terkettim
    Hayatım, hüzünlü hayatim sürünüyor sebepsiz

    Güneşimi terkettim, terkettim mavi denizimi
    Hatıralari uyanıyor veda edişimden çok sonra
    Güneş, kaybolan ülkemin güneşi
    Sevdiğim beyaz şehirler
    Bir zamanlar tanıdıgım kızlar

    Bir arkadaşı terkettim, hala görürüm gözlerini
    Yağmurdan, veda yağmurundan ıslanan gözlerini,
    Gülüşünü tekrar görüyorum yüzüme bu kadar yakın
    Isıldatırdı köyümün aksamlarını

    Ama beni limandan uzaklaştıran geminin güvertesinden bir zincir çılgın Gibi şıngırdadı suda
    Uzun süre bakakaldım gittikçe uzaklaşan mavi gözlerine
    Deniz silip attı onları pişmanlığın dalgasında

    bir yorumdan aldım huzursuzum,
    soğuk moskova günlerimi düşünür efkara dalarım desem o da değil naz’ım geçtiğinden beyanım

    içten_candan

  4. Ikona hanim,

    bir yorumdan aldım huzursuzum,

    Nasil hicap duydum anlatamam –duymam gerektiginden degildi belki.

    Hic basiniza gelmis midir, kamusal ortamda nedense mahrem sandiginiz bir seyler yaptiginiz, mesela, bir espriyi hatirlarsiniz aniden ve guler/gulumsersiniz.. belki azicik da seslice.

    Ve, sonra da etrafa bakinirsiniz, acaba kimse gordu mu diye. Ayip oldugundan degil de yakalanmis olmaktan.. ya da ne bileyim… iste…

    Onun gibi biraz..

    Bloguma, Internetin bir hucra kosesindeki bloga, kimlerin baktigini, kimlerin okudugunu tabii ki bilmiyorum. Yorumlar da davet uzerine filan degil.. ama, onlar beni sasirtmiyor da, oradaki taze bir yorumdan buraya bir yorum cikarmak ve onu da boyle gedigine yerlestirmek..

    Sapka cikarmak gerekir diyecektim ki, henuz o ilmekte bahsi gecen ozdeyisin anlamini tam bilmiyorum, baltayi tasa da vurmak da ihtimaller arasinda –gerci, bu benim icin bir ilk olmazdi ama olsun, dikkatli olmakta yarar var. Hele de hazir ‘biri beni gozetliyor’ moduna girmisken :)

    Bu durumda, ‘Bravo!’ ile iktifa emek zorundayiz.. :)

  5. Sevgili Interlock,
    yine yapmışsınız yapacağınızı..karizmam fenâ çizildi :))
    ama iyi de oldu bu. arada birinin beni uyandırması gerekiyor, eksik olmayın efendim..

  6. Müzmin Bey,
    yoksa..yoksa..siz..Refik Erduran’ın ta kendisi misiniz :))

    ben şu şiirini de çok severim:

    sonra birden anladım ki, yıllardır, ama uzun yıllardır bu trende yaşıyorum.
    – ama bunu nasıl, neden anladığıma hâlâ şaşıyorum-
    ve hep aynı büyük, aynı umutlu türküyü söyleyerek
    sevdiğim şehirlerle sevdiğim kadınlardan boyuna uzaklaşıyorum
    ve hasretlerini etimin içine işleyen bir yara gibi taşıyorum
    ve bir yerlere yaklaşıyorum, bir yerlere yaklaşıyorum…
    mart,1960

    karlı kayın ormanı’nı zülfü ellemeseydi ya.. en sevdiğim yere siz de kahroluyormuşsunuz ve insan kıskanıyor sâhiden..
    orson welles geldi aklıma şimdi sizin söylediklerinizden sonra :

    i know what it is to be young
    but you, you don’t know what it is to be old
    someday you’ll be saying the same thing
    time takes away so the story is told

  7. İkona_can.. canım..
    her dâim nazın da geçer, beklenirsin de, özlenirsin de…
    beni ihmâl etme a canım :)
    eksiliyorum gitdide..

    şimdi senin de beğeneceğin ve benim de çok sevdiğim bir nâzım şiiri daha:

    üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan
    onlar olan değil olmasını istediklerimdi aramızda
    onlar ulaşılmaz dallarında duran hasretlerimdi
    onlar susuzluğumdu düşlerimin kuyusundan çekilmiş
    ışığa çizdiğim resimlerdi onlar
    …..

    30 eylül 1960, leipzig

  8. Müzmin Bey,
    bir filim vardı onu hatırladım hani şu komedyenin oynadığı ve 24 saat boyunca gözetlendiği filim; the truman show muydu neydi? jim carrey miydi aktör de?

    şapka meselesi açıklığa kavuşturulmuştur ve konumuzla ilgisi bilem yoktur :))

  9. ya huzursuzluğum kendimden gelip okuyorum, ara ara es’ler de versem yoksa haddim değil kimseyi gözetlemek ama asma can’dır, ondan başka kapılarda da iz sürmem

    “asma sürgün verdi sürüldüm nice blog entry’lerinde” diyeceğim budur başkada diyeceğim yok biline…!!!

    bir tebessümle

  10. İkona_can_ım ..
    şimdi senden geliyorum ve seni bende buluyorum bu kadar olur yâni :))
    ama aratıyorsun ya kendini bana bunca.. yazık değil mi? oysa senden neler neler alıyorum, verebildiklerim muamma ama sevgim.. bak o çok içten sana..
    tebessümüm tebessümünden sebep şimdi, cansın.. :)

  11. Candan hanim,

    yoksa..yoksa..siz..Refik Erduran’ın ta kendisi misiniz :))

    Vay canina.. coook ince bir espri olabilir mi diye check etmek ihtiyaci duydum bir an ve adam hala daha sag –1928 dogumlu–, which is most unlike me :)

    ben şu şiirini de çok severim:

    Erduran’in siiri gercekten guzelmis. Mevcut omrumun yarisi sularinda sorsaydiniz, sacma ve anlamsiz oldugunu soylerdim. Bu kesin.

    Wells’inki de guzel, ama, atasozu olmayan bir dilde atasozu niyetine. Allahuekber yani.. :)

  12. sen sendin, bense kendime soruyorum kendimi bir toparlansam oralardayım ama bir eksik var hala ondan ara es’ler vermem…

    yine de gelip nefes almak sevilen yazıların ekranlarında sen ve bir kaç kişi !..

    seni, sizleri okumak ayrı bir melodi

  13. Ikona hanim,

    ya huzursuzluğum kendimden gelip okuyorum, ara ara es’ler de versem yoksa haddim değil kimseyi gözetlemek ama asma can’dır, ondan başka kapılarda da iz sürmem

    Anliyorum. Adimiz cikmis.. cikmis. Kaca ciktigi onemli degil ama cikmis…

    Vallahi, sizi temin ederim, ‘kurt adam’ fazim gecti… :)

    Simdi, baska bir yerde de dedigim uzere, –beceremesem de– ‘siir de yazarim, kariyer de’ fazindayim..

    O yuzden, lutfen huzursuz olmayin. Ya da belki sizi bu faz huzursuz ediyor olabilir mi? :)

  14. Müzmin Bey,
    espri bile değildi tamam, ama bu kadar da refüze etmeyiniz yânii..
    aslında ben sizi orhan gencebay sanıyorum, bâzân tabi :)
    şiir de erduran’ın değil, nâzım’ın efendim.

    erduran hâlâ sağ değil mi? ben de bir ân için tereddüt ettim, Allah ömür versin..

    orson abimiz’in sesi yeter valla.. atasözü kıvamındaymış ne gâm :)

  15. İkona_can,
    yakın o dediğin vakit..
    biliyorum. sorma neden..
    ben burada da boşboğazlık falan ediyorum bakma işte. nefese ihtiyaçtan belki..
    hep gel sen!

  16. Candan hanim,

    espri bile değildi tamam, ama bu kadar da refüze etmeyiniz yânii..

    Yok, canim, oyle degil. O mu sag ben mi baktim. O sag cikti.

    aslında ben sizi orhan gencebay sanıyorum, bâzân tabi :)

    Yani, ‘he’ desem hemen ‘abi’ mi diyeceksiniz bana da? :)

    şiir de erduran’ın değil, nâzım’ın efendim.

    Oppps.. cizildi mi gulum karizma gecenin bir vaktinde.. bundan boyle gez dur kaportacilarda..

    orson abimiz’in sesi yeter valla.. atasözü kıvamındaymış ne gâm :)

    Simdi siz dediniz de, soyle bir kendimi yokladim ve yok, beni etkileyen bir adet Ingilizce siir aklima gelmedi. Buna karsilik, Londra Uni. Mak. Muh. ogrencilerinin uzerinde karl Marx’in resmi olup altinda da ‘It takes a crank to start a revolution’ yazan t-shirtler giymis olduklari aklima geldi ne alakaysa.

  17. Müzmin Bey,
    tamam sizsiniz efendim. evet en fazla kırk gösteriyorsunuz :) daha fazla üstüme gelmeyin taş çatlasa elli derim, ki ııh :))

    size niye abi diyeceğimi anlayamadım. ben orhan gencebay’a ”da!” abi falan demem. niye diyecekmişim canım allahallah!

    karizma falan çizilmez öyle iki satırda, ne var yâni, ezberden bilecek hâlimiz yok her şâirin şiirini. geçmiş gitmiş olsun efendim :)

    bakın son paragrafla ilgili ben kendimi bi’ yoklayamadım. daha türkçe’nin içinden çıkamadım ki ben, ingilizce kusur kalsın şiirde. alâkasız şeyleri severim, lûtfen devâm edin de, ben gibi garibanlar için bir de tercüme ihsan buyurursanız pek bir minnettâr olacağız efendim :) revolution iyi bi’ şeydi ama :P

  18. Candan hanim,

    Yasim konusundaki spekulasyonlarda kimseye bugune kadar yardimci olmadim. Buna gerek yoktu, ortadan ikiye bilduklerinde cikacak halkalarla gunu geldiginde bunu yaparlar diye dusunuyorum.

    Fekat, su kadarini soyleyeyim, Erduran’in bir kitabi vardi; ismini hatirlayamiyorum. 7-8 yaslarinda olmaliyim. Pederin cekmecesinde bulmus ve gizlice okumustum. Mahrumiyetler icinde kivranan anadolumuzun bir yerlerinde bir baraj (barajdi galiba) tesebbusunun nasil basladigini ve nasil canla basla yurutulup sonuclandirdigini anlatiyordu. Kitap tabii ki fiction idi; ama, kitabin icinde de o yaslardaki cocuga fevkalade ufuk acici semi-erotik bir anlatim vardi. Civarin ‘bir icim su’yuna abayi yakmis seherli bu muyenizin duygulari ve sonunda da [barajda toplana suyla birlikte] gerceklesen vuslatin anlatimi.. Yazari ben ilk olarak oradan hatirlarim. Enginar olusumda bir amil olup olmadigini bilmiyorum. Cocukluguma donecek bir seans yapmak lazim.

    Ilgili yazinin tercumesi biraz zor. Mesleki seyler de iceriyor.

    ‘It tTakes a crank to start a revolution’ makinacilar tarafindan soylendiginde son derece yalin bir anlatimdir.

    Icten yanmali motorlarda (benzin, mazot), ya da buhar motorlarinda, pistonda ortaya cikan dogrusal hareketi dairesel harekete donusturmek icin ‘krank’ denen seye ihtiyac var. Surada bakarsaniz, resmini de, aciklayici bir cizgi filmini de gorebilirsiniz.

    Dolayisi ile, ‘dairesel hareketi (revolution) baslatmak icin krank gerekir’ demenin hic de enteresan bir tarafi yoktur.

    Yoktur da, bu lakirdiyi Karl Marx’in resminin altina yazarsaniz, hem ‘revolution’ ayri bir anlam kazanir (devrim) hem de ‘crank’..

    Cunku, ‘crank’, ingilizcede, ayni zamanda ‘dengesiz’, ‘egzantrik’, ‘kafadan kontak’ filan anlamina da gelir..

    Bu t-shirt’u Londra universitesinin ogrencilerinin giyisi de ilgincti.. Karl Marx azicik da oralidir cunku.

    Neyse. Espriyi anlatmak kolay degil, belki de mahvettim. Ama, denedim.

  19. Müzmin Bey,
    kendinize ettiğiniz zulüm benim canımı acıtıyor..
    ne demek o halkalardan falan yaş tespiti.. aşk olsun! hiç de merak ettiğimden falan söylemiyorum bu tür şeyleri, öylesine edilmiş bir söz idi ki en fazla lâtife..

    enginar olmak kısmını da ben anlamış değilim şimdi. ha ben salağım işte ne yaparsınız. esprileri de açıklattırıp bir çuval inciri berbât ediyorum..dahası yoruyorum karşımdakini afedersiniz..

  20. Candan hanim,

    kendinize ettiğiniz zulüm benim canımı acıtıyor..
    ne demek o halkalardan falan yaş tespiti.. aşk olsun!

    Bazan cok anlayissiz davraniyorsunuz.. Yani, benim kabasaba espri denemelerimi, yanlis anlasaniz dert degil de, ciddiye alip ‘kutuk geldik kereste gidecegiz’ demek istedigimi acikca yazmama yol aciyorsunuz..

    Iste, tam bu durumlar icin soylenmis olsa gerek su ‘merhametten maraz dogar’ lafi.. sizin merhametiniz benim maraza ugramama yol aciyor :)

    hiç de merak ettiğimden falan söylemiyorum bu tür şeyleri, öylesine edilmiş bir söz idi ki en fazla lâtife..

    Belki sanilmasini istedigimden gencim, belki de cok daha yasliyim.. Her ikisinin de ciddi mahzurlari var. Mesela, diyelim ki, Halid beyle aramizdaki yas farki o kadar da cok degil.. Ne olacak o zaman? Simdi yasimiza hurmeten el kaldirmayan birisini baska nasil engellerim?

    Genis dusunmek lazim.

    enginar olmak kısmını da ben anlamış değilim şimdi.

    Sizin mektebe yakindi aslinda.. ODTU’luler –naapsilar ‘to spell’i bile ‘spell’ etmek zor gelirken– ‘engineer’i ‘enginar’ diye yazip oluyorlardi en son baktigimda.

    ha ben salağım işte ne yaparsınız.

    takes 2 2 tango.

    [hadi bakalim.. ben bunu gicigina yapiyorum]

  21. ne yalnızı dostlaaar.

    istediğinde yalnız
    istediğinde bin leer
    istediğinde ceviz ağacı o gülhane parkında…

  22. Müzmin Bey,
    maksadımı aşan sözler ettiğim de vâkidir, af buyurun. benim merhamet damarım da böyle işliyor işte, ”marazî” ne yaparsınız :))

    halid size el mi kaldırmış/kaldıracak olmuş!? yok canım nasıl inanırım buna.. yapmaz o evlâdım öyle şeyler. geçen bayram elimi öpmeye geldiydi, pek efendidir, pek edeplidir amcası :)
    ben de işte emeklilikten sonra baktım yapacak iş yok, öğreneyim dedim bu blog işlerini falan, iyi de oldu. insan yaşlanınca vakit de sanki geçmek bilmiyor. benim torunlar da artık büyüdü, bakacak kimse de yok, sıkılıyorum hâliyle. eh burada az biraz muhit de edindim, dolar günü felan geçinip gidiyoruz. yakında havlu günü yapıcaz, katılırsanız seviniriz, mâlûm emekli aylığıyla dolar günü ağır geldi bize :)
    enginarın okkası da bu yıl çok bahalı gelmiş, ne edecez bilmem :)
    saksıya mı dikmeli, ne etmeli…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s