kadavra pornografisi

lingerie-torsos.jpg

neden öldüğünü kendisi de bilmiyordu.. bilmediği için ölmüş olması muhtemel. içinden çıkamadığı, ”ben” saydığı o şeyi tanıyamamıştı ki… ihtiraslarından kurtaramamıştı paçasını. oysa akışına bıraksa hayâtı, bu kadar zorlamasa kimbilir ne ilginç deneyimler yaşayacaktı. hep nasıl göründüğünü düşündü. ne gördüğüne bakmadı bile. kurguluyordu olan biteni, hattâ belki kendisi de bir kurguydu ya, yakasına yapışan suçluluk duygusundan bir türlü arınıp bunun farkına varamadı. belleği körelmişti artık, hiçbir işe yaramıyordu. hayâl kuramıyor, şablonlardan oluşturduğu yabancılaşmasının ardında yatan sebeplere uzanmak da artık pek işine gelmiyordu. hep yalnız kalmıştı ya, aslında kendi isteğiyle başarmıştı bunu. kimse onu anlamıyor, kimse onu sevmiyordu. kimi/neyi sevmişti ömrü boyunca..? durup düşündüğünde aslında hiçkimseyi/hiçbirşeyi sevmediğini farketmesiyle yüzleşmek o kadar da kolay değildi.. hayat hep zorluklarıyla çıkmıştı karşına güyâ ve hep yenilmişti. acının, üzüntünün, mutluluğun ya da yokluğun aslında hiç olmayan bir şey olduğunun farkında bile değildi, onları o yaratıyordu beyninin içinde bir yerde. eksikti işte, anlayamadığı şey tam da buydu aslında. yetmiyordu bir şeyler ve yenik düşmüş görünmek istemiyordu. yetkisizdi çünki, işe en başından başlaması gerektiğini hep unutmuştu. karşısında baş edemediği bir güç vardı. oysa ondan güç alabilirdi, ondan yardım istemedi hiç, burnu o kadar büyüktü ki, o güç eninde sonunda gâlip geliyordu. kıyaslıyordu hababam. hiç tanımadığı bir şeyle kendisini kıyaslıyordu. doğasında bulunan şiddet kendisine dönmüştü bile. hep birilerinin canını yakmak istemiş, bunu yapamadıkça kendisini dövmüştü. iz bırakmalıydı bir de. hiç anlaşılmayacak olmanın getireceğine inandığı bir unutulmazlık zırhı! işte bunu sevmişti.. hergün yaptığı gibi doğanın yasalarını çiğniyordu. o günlerden bir gündü işte, istediği olmuştu. göz göre göre ölülüğüne kılıf bulmuştu. şimdi sırada kutsanması işi vardı ki, şartlar kendisinden yanaydı bu noktada. ilk kez o gün baktı etrâfına ve ne kadar kalabalık olduklarını gördü. şaşırdı ama artık çok geçti. kendi içinde kendisini öldürmüştü. o çoktan ölmüştü. ölüydü zâten ama ” kim? ” diye bir gün olsun sormamıştı kendisine.  

ölümden hep korktun. ölümden putlar yaptın kendine. ince bir sicim üzerinde yalpalayarak durmaya çalışıyordun. yazık bile diyemiyorum sana. ölülere acımam yok benim. ama elinden tutabilirim. korkmam senden. evet kokun rahatsız ediyor, umursamam pek. kadavra dersinden kalma bir bağışıklık benimkisi. gel doğalım seninle, yapabilirsin. yeter ki ölü olduğunu kabûl et. kendine acımayı bırak. kendini görmeyi dene..  

gel canım, gel ölücüğüm, gel kucağıma, seveceğim seni. hani kimse sevmemişti seni? gördün mü bak, öldüğünde görebilirsin bunu ancak ;)

Reklamlar

10 responses to “kadavra pornografisi

  1. breh, breh, breh… yazarlığını, yazabilirliğini biliyordum da yazdıklarının arasında önemsiz gibi görünen ama bazen on binlerce, çok kalın kitaplarda bile rastlanmayan felsefeyi de bu derece iyi tarif edebildiğin cümlelerin olabileceğini tahmin edemedim… Açılımlarının devamını bekliyorum…

  2. bir ölü’nün güncesi-1

    anlamı olmayan direngenlik doğurmak niye analık
    ne baba olma isteği ve anlaşılmaz sahip olmak güdüsü
    açlığımı öylesine büyüttüm ki gözlerimde sonradan
    bir tost aldım alt kattaki büfeden öyle oturdum
    merdiven kenarına ısırdım bir lokma çiğnemeye başladım
    sinir bozucu köpek havlamaları dağıtıyor
    zihnimin doğurganlığını önümden geçti gitti ve ben
    farkına vardığımda artık yetişemeyeceğim yerdeydi
    oysa biraz dikkatli olsam durdurabilirdim hiç olmazsa
    daha bir seyredebilirdim güzelliklerini diyorum o bana
    olduğu kadar güzel mi bir başkasına da herkes
    önyargılarının liderliğinde sürdürürken mahkûmiyetini
    buraya geliş nedeni bir başka hepsinin öyleyse
    mümkün mü ona benim baktığım gibi bakmaları
    dahası görmeleri onu işte şimdi volta zamanı
    ve bahçedeki sarı ışıkta ve yoğun sıkıntı sisleri arasında
    karanlık içsıkıcı rutubetli duygu bulutu
    altında voltalarken etrafı yüksek duvarlarla çevrili
    bahçede onun bir daha dönmeyeceğini geri bile bile
    üzülmediğimi farkettim zaten gelse bile o o olduğunu
    unutmuş olacak ben ben olmaktan çıkmış hakikat
    sönmeye yüz tuttu bir mum ışığı altında ancak bu
    kadar farkadiliyor bir de sen bak istersen şimdi
    defterin o sayfasını kapatırken düşüncelerimizin
    sert bir kayaya çarptığını farkediyorum belki bu
    çıkılmaz bir kuyu eğer düşersen nasıl olacak ne olacak
    epeydir böyle durumlarda hiç bir şey yapmadan
    bekliyorum bir süre sonra eğer farkında oluşumu
    kaybetmemişsem olaylar oluştukça öylece
    seyredebiliyorum doğru bilinen sonucun ne olduğunu
    ve sonuç yeniden bir başlangıç oluşturuyor işte bu
    içinde bulunduğum an böyle bir an ayırdındayım ve
    tutukevinin koşullarına saygılı yumuşak itaatkâr
    ancak algılama yeteneklerimin ekranı olabildiğince
    hassas öyle beklemedeyim..

  3. Sevgili Tarkan,
    ne felsefesi, ne yazarlığı a canım :)
    bunlar saçmalamaca, ama ben çok seviyorum saçmalamayı. saçmalarken öğrenmem daha kolay oluyor, sizin için bir şey yapıyorsam namerdim, ne varsa kendim için :))

    yine de bir yazardan bunları duymak, ne bileyim rûhumu okşadı. söyleyeyim dedim..

  4. Sevgili Moortipim,
    nefes almadan mı kaleme alındı bu cümle..?
    aha bi’ çırpıda söndürüverdiniz üç kuruşluk karizmamı :))

    yazıktır çucuka, sonra maazallah kalır buçukta, o da ne demekse :P
    hârikaydı..

  5. candan hanım,

    ne dediniz? “ben çok seviyorum saçmalamayı”.
    peki şuna ne dersiniz: sadık yalsızuçanlar/ cam ve elmas/ sahife 34… Şeyh’in sözlerine kulak verin “saçmalamaktan korkmayın” diyor. o kitabın sırrı burda. kaçırılmaması gereken bir sır.
    okuyasınız..

    muhabbetle

  6. sadık yalsızuçanlar’ı henüz okumadım. ama merak ediyorum.
    yakaza ve şey’i okumak istiyorum.
    da.. bu aralar hiçbir şey okumuyorum.

  7. ..efendim..
    ..”ölülere talkın vermekten,”
    ..candân hanım..
    ..başkaca bişey okuyamıyor..
    ..ilgilenenlere duyurulur..

  8. ama ama ama …
    Moortipim etmeyiniz eylemeyiniz, ben salkımları yutuyorum diye yüzüme bunca vurmayınız :))

    böyüğümsünüz öperim ve dahi selâm ederim pizza kulesine ;)

  9. ..herhâl..
    ..içiniz “piza” çekti efendim..
    ..bilirim..bilirim..
    ..böyle çağrışımlar yaptırır..da..
    ..salkım ve piza..
    ..bağıntısı mucib’ini..
    ..henüz çözmek..
    ..MUTLULUK” una vasıl olamadım..
    ..olurum..
    ..piza bile bulurum..
    ..inşaallah..

  10. Moortipim efendim,
    ikisi de yutulur işte..
    öyle karmaşık bir şey değil :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s