büyücü çocukların izinde

fairy2.png

evvelki sene bu zamanları hatırla.. bir çocuğa âit olmasaydı yüreğin, nasıl başa çıkacaktın, büyük aklınla, olan bitenin.. unutmak çocuklara has. tıpkı asıl güzel resimleri çizmek gibi. bir büyüğe âit olduğunu hemen anlarsın ya resimin, nasıl olur bu? çocuk resimlerinde kokuşmuş bir bilgiçlik bulamazsın.. yaşın ilerledikçe, büyümenin gereklerinden biriymiş gibi asıl unutman gerekenleri değil de, unutmaman gerekenleri unutuverirsin..

hatırlasana perileri.. ışıltılı değneğiyle bir dokunduğunda, ne istiyorsan ona dönüşüverirdi düşlerin.. ormanların kuytu köşelerinde, az mı çıktın ava.. su kenarlarında rengârenk ışık oyunlarını  az mı seyrettin.. ha çıktı, ha çıkacak şimdi bir tânesi diye, az mı bekledin.. otların arasından çıkan bir kelebeğe dileklerini sunmadın mı, kanatların arasından gülen bir çift gözle karşılaşmadın mı, göz kırpmadın mı..  gerçekleştiğinde düşlerin,  az mı duâ ettin tekrârı için..

mucizelere inanmamakta direnenleri şimdi görüyor musun? dünyâ kirlendikçe nasıl da seyirci kalabiliyorlar farkında mısın? ölü toprağı serilmiş gibi üstlerine, bakıyor görmüyorlar, duymuyorlar sanki, çıt çıkarmıyorlar. kanıksanmış gibi tüm kötülükler…

şimdi bunlarla kirletme bir daha düşlerini.. bırak, nasılsa inanmazlar, nasılsa anlamazlar, nasılsa çoktan çürümüş düşleri.. döne döne hatırla olan biteni. çocuk düşlerinin ardından seyret herşeyi ve mutlaka göreceksin. o saf aklınla bakarken, iyiyi kötüden ayırt edebileceksin. kimsenin sana inanmaması da yakmayacak canını.. umurunda bile olmayacak.. büyükler ne anlar bu işten deyip, çıkacaksın işin içinden. ilk gelen periye isteklerini sıralayacaksın yeniden. gerçekleşmesi için tek koşul olduğunu bileceksin: inanmak. gerçekleşmediğinde ise yeteri kadar inanarak istemediğini bileceksin. onu unutup başka bir şeye kolaylıkla yöneleceksin.

çocuklar ihtirasla tanışmamıştırlar daha.. önyargıları oluşmamıştır bir duvar sertliğinde. düş kurmasını yasaklayamaz hiç kimse. tasa ve kaygılarla tanışmamıştır henüz. oyun oynamaktan hiç bıkmazlar.. yorulmak bilmezler.. her yeni gün başka bir müjde taşır, yeni bir şey ille de vardır.. aydedeyle konuşur çocuk ve hiç düşünmez neden nine değil de dede olduğunu.. yıldızları uzaktaki başka başka evler gibi görür, içindekileri hayâl eder.. hep mutlu bir âile tablosu canlanır gözünde. yılbaşı kartlarında olduğu gibi.. dumanı tüten bir baca, tek katlı bir ev, her yer karla kaplıdır ve ışıklar süzülür evin penceresinden dışarıya. bahçede bir kardan adam, üstü lapa lapa yağan karla kaplanmakta ama tablo hiç bozulmamaktadır işte ne hikmetse…

deliliktir çocuk olmak bir bakıma.. kafasında huniyle gezmeyi eğlence hâline getirmiş olmak, bundan rahatsızlık duymamak, kimin ne düşündüğüne aldırış etmemek. öyle ya yalnız olmak ne demektir bilir mi ki bir çocuk.. en yalnız çocuğun bile hayâli de olsa bir arkadaşı muhakkak vardır. o da yok olsa ne gam.. düşlerinde öyle kalabalıklar ki çocuklar.. hatırlıyorum da televizyonun içine giren adamların, kadınların, çocukların, hayvanların, çizgi filim kahramanlarının çıkmasını az mı beklemiştim herkes uyuduktan sonra. annem ya da babamın geceyarısı veya sabah kalktıklarında beni yatağıma yatırdıklarını hatırlıyorum ve uyuya kaldığım için hep çıktıkları ânı kaçırdığımı düşünüyorum hâlâ. yoksa ben muhakkak görürdüm canım :)

tüm bunlara, akşam seyrettiğim ”finding neverland” isimli filim sebep oldu. j.m. barrie’nin, peter pan’ı yazarken ilham aldığı âileyle birlikte geçen günlerini ve eserinin önce oyun olarak sergilenmesi falan konu ediliyor. hep çocuklar için bir şey yazmayı istemişimdir. olmadı, olamadı… o gözle bakmayı denemek istiyorum. ben mi böyleydim yoksa bütün çocukları böyle mi kurguluyorum bilmiyorum. oysa öyle çok uzun süre de çocuk kalamadım ben. erken büyümek zorunda kaldım ve gâliba bu yüzden eksiğim en çok. vaktiyle yeterince düş kuracak zamânım olmadı. şimdi olanlara inanmayı nasıl istemiyorsam, olmadığı düşünülen şeylere inanmamın kimseye zarârı olmaz herhâlde.  hattâ daha da ileri gidip şöyle düşünüyorum: bir an için olsun herkes çocuk olsa ve hatırlasa bir düşünü fenâ mı olur? çocuk gözüyle ama, sonradan öğrenilenlerle değil, tek şartım bu.

Reklamlar

2 responses to “büyücü çocukların izinde

  1. Güzel olmuş bu yazı güzel sunulmuş her zaman ki gibi!Hissettirdiklerini dile getirmek zor.Yeniden çocuk olmak o saf bakış açısını yakalamak bugün ki düşlerimin kirlenmişliğiyle öyle zor ki:(

    Okurken bir nefes daha aldım kıt ömrümden hani şöyle derinlemesine çekilen ve bırakılmaktan korkulan bir nefes daha..Sevgilerimle..

  2. Vecihe,
    bir an için gözlerini kapat ve bütün kötülüklerin, çirkinliklerin aslında olmadıklarını düşle. çocukken nelerin seni mutlu ettiğini hatırla, usanmadan oynadığın bir oyunu düşün, bir an için bile olsa. zaman tam da hatırlama zamanı an şimdi..
    hissediyorsan zor değil demek ki ve ne mutlu :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s