kandilin yağı tükenmeden…

küçücüktü kız, anlamadığından ve neden anlamadığını bilmediğinden sebep, çâresiz.. simsiyahtı herşey; bütün sesler, bütün kelimeler. hep öfkeli, hep saldırgan ve hep üzgündü. bir çıngırakla geziyordu evin içinde, tıpkı arandığında bulunması kolay olacak bir hayvan gibi. âilesinin tahammül gücü tükenmişti ve kızın akıl hastalarının gittiği bir okula gitmesine karar verdiler. 

yaşlanmıştı adam. bildikleri vardı, biryerlerde onun bildiklerine ihtiyâcı olanlar için vermek istediği.. sabırlıydı, başka türlü nasıl öğretebilirdi.. görmeyenlere göz, duymayanlara söz olmayı biliyordu en çok. belki biri daha diyordu, yaşamam için bir umut olabilir bana, beni bekliyor şimdi kimbilir nerde..

buluştular. zordu herşey, bütün şartlar aleyhlerine işliyordu ama imkânsız diye bir şey yoktu. onsekiz yıl eller ve dudaklar öğrenmek ve öğretmek için çalıştı. düş akıldaydı görmeyenler için, bunu fark etmek gerekiyordu. küçük kızın düşü okumaktı, görmeyen ve duymayanların alınmadığı bir okulda. yaşlı adam için düş; kızın okulu bitirip, diploma alması ve siyah mezuniyet cüppesini giymesiydi.

bir gün işler tersine döndü. yaşlı adam unutmaya başladı herşeyi. dondurma yemeye gittikleri bir yerde kızı bile unuttu. sonra kız yapmaması gerektiğini bilmediği bir hata yaptı ve yaşlı adam ortadan kayboldu.

oniki yıl sonra nasıl olduysa, yaşlı adam kızın evinin önündeki süs havuzunun kenarında otururken bulundu. artık hiçbir şeyi hatırlamıyordu. bir akıl hastahanesine yatırıldı. söz dinlemediği için zincire vuruldu. önce zincirlerini çözdürdü kız, sonra ondan öğrendiklerini ona öğretmeye başladı. bu arada kız okulundan mezun oldu ve cüppesiyle asıl öğretmeninin yanına geldi. onu böyle görmesini çok istiyordu, çünki; bu onların ortak düşüydü. öğrenmenin ve öğretmenin kimin tarafından yapıldığının bir önemi ve kimin kimden ne öğrendiğinin net bir cevâbı yok.

sanjay leela bhansali’nin, bhavani iyer ile birlikte yazıp, yapımcılığını üstlendiği ve yönettiği, black isimli filim vardı bu akşam menüde. herşeyi abartırım ben biliyorum, bu huyumdan benim bir şikâyetim yok, o yüzden sizin de olmasın lûtfen. bugüne kadar etkilendiğim filimler olmuştur tabi ama bu başka türlü bir şeydi.. bir kere hint sineması’na bu kadar uzak kaldığım için kendimden nefret ettim. nerde çokluk, orda bokluk lâfına öyle çok inandırmışım ki kendimi, sinema endüstrisinde en fazla sayıda iş çıkaran hintliler’in çok da matah şeyler yapamayacağı inancı içime dek işlemiş. görüntü yönetmenini görsem kucaklayacağım şimdi. müzikler hâlâ kulağımda. oyuncular, kolay kolay oyuncu beğenmeyen beni, trene bakan mal gibi ekrana çivilediler. tek bir plânda kopukluk yoktu, filimin nasıl bittiğini fark edemedim, zaman durdu ya da öyle bir şey. filim boyunca iki dilin birden konuşuluyor oluşunu biraz garipsedim ama bunun da mutlaka bir anlamı vardır da ben farkedemedim henüz. kimbilir kaç defâ daha izlerim ve o zaman belki çözebilirim sebebini. filimin yönetmeni nasıl bir şeyse, çok merak ediyorum insan olarak, kesinlikle çok akıllı. akıllı olmayan birinin çıkaracağı bir iş değil bu. zâten filimi de fazla anlatmadım özellikle, izleyenler varsa düşüncelerini öğrenmeyi çok isterim. izlemeyenler içinse tavsiye edebilirim ancak, biliyorum salakça bir şey ama yapacak başka bir şey de gelmiyor aklıma işte :)

filim 2005 yapımı. bana ancak bugün izlemek kısmet oldu. biricik dostum sâyesinde. bu aslında biraz da biraz hikâyemiz.. bana bir harf öğretenin, kırk yıl kapısında it gibi yatacağımı söylemiştim ya, ben başka türlü bir dostluk bilmiyorum ve ihtiyâcım da yok. âşık veysel gibi olup, daha iyi gören varsa, benim haberim yok. sâdık yârimize varana dek, hiç değilse bir dost eli, nicesine sarılmaktan yeğdir… 

Reklamlar

13 responses to “kandilin yağı tükenmeden…

  1. türkmeneli tv ve aztv …tavsiye ederim…vizyona girmeyenleri orda izleyebilirsiniz.
    tabi aztvye alışana kadar biraz karar veremiyorsunuz film komedi mi trajedi mi diye…azeri dublajı başta çok komik geliyor kulağa:)
    (hani cumhurbaşkanı veto etti yerine “president geri depti” diyorlar ya…:DDD)
    “hamısını işidebilersiz ve hoşunuza gelebiler” :)

  2. Candan;

    aksiyon filmlerinden, saçma sapan bilim kurgulardan midesi kalkmak üzere olan benim için ideal bir film olabilir bu anlattığıun!En kısa zamanda alıp izleyeceğim.Hoş şekilde anlatmış filmi öyle sunmuşsun senin anlattığın şekilde izleyemezsem vay benim halime:))Sevgilerimle..

    Nihavend;

    bir kaç kez denedim bu söylediğini çok iyi fikir değil galiba beynim ve gözlerim birbirinden bağımsız çalışmaya başlayınca elimde kalan kocaman bir baş ağrısı oldu:))Selamlar..

  3. Nihavend Hanım,
    yok bu öyle bir şey değil..
    vecihe iyi okumuş yazdıklarımı, önce bir izlerseniz üzerinde tekrar konuşabiliriz belki.

  4. Vecihe,
    benim anlattığım şekilde değil sen kendi gözünle izleyeceksin filimi. ama izleyip de kimsenin – de get, ne boktan filim tavsiye etmişsin! – diyeceğini sanmıyorum. yine de en doğrusunu Allah bilir :))
    emin ol çok eksik anlattım, daha doğrusu uçmadan, bana kalsa ohoooo…

  5. ben zaten öyle olduğunu söylemek için yazmadım…
    sadece ilgilenenlere bir tavsiye idi…
    hint filmlerinden bir kaç tane izledim. müzikal tarzı bir şeylerdi. teknoloji ile doğu geleneklerini yanyana görmek tuhafıma gidiyor…
    bu sizin anlattığınız filme dair bir fikir değil… genel manada söyledim.
    bir de kızlar hep aynı tonda şarkı söylüyor, böyle ince sündürülen seslerle…ben küçükken bir avaremu vardı…ondan biraz birşeyler hatırlıyorum…meşhur olmuştu epey…
    denizler imparatoru:DDD
    vallahi güler misiniz dudak mı bükersiniz bilemem ama favorim…cumartesi tekrarını veriyorlar…
    çok seviyorum çoooooook:DDDD

  6. ben de – bu bildiğimiz hint filimlerine benzemiyor- diyorum.
    ama siz aynı telden çalacaksanız bir itirâzım olamaz :) awaara’yı da sevin tabi bence ne mahsuru olabilir ki? özel bir filimdir o. dudak falan da bükmem ben merak etmeyin. abes olur di mi yâni ;)

  7. hayır hayır avaremuyu sevdiğimi söylemedim…onu pek hatırlayamıyorum.
    ben şu popüler kore filminden bahsediyorum. görmemişsiniz demek.
    denizler imparatoru…korebrezilya dizisi :D

  8. ah bir de dediklerinizi bir kerede anlayabilsem..
    türkçem kıt benim kusuruma bakmayın :D
    bahsettiğiniz diziyi bilmiyorum, ne desem boş şimdi.

  9. :D)))
    “punctuation”ı dikkate alma zamanı geldiD)
    müzmin beye haber salın :DDD

  10. Nihavend Hanım,
    neğen ele diyonuz?
    Müzmin Bey’e neğen habar salıyoz?
    ben koyden yeni geldim, annamam o dediğinizden, ni dimek o :))

  11. niyse sen yorulmayıngız…o gendi gelir illa da ohur amma ohumamış gibi durur:DDD
    sizin köv nirekine…bizim köölü olmayasıngız…
    özel ders virebilirim , ikram da iderik …:)))

  12. yoh ben koylü değilim yannış annamışınız, koyden yeni geldim didim. özel ders alamam hem perem yoh benim ikram derseniz ona bi’ şey dimem :P emme önce bi’ harfleri öğrenem gelem ben sora belkilim öbür dillerisini de çözebilirim he, ni dersingiz?
    bi’ de şey ayıp olmazsa sorem sizin koy niredür? belkim o koye de gitmişlüğüm olebilür o bakımdan şe’ettim ben :))

  13. bizim köğ gapısız köğdür, giren de olmaz çıhan da.. o bahımdan şeetmenize lözüm yoh…

    (ya birileri kızmadan, ben adam akıllı, uslu uslu kapayayım çenemi, şöyle yandan yandan izleyeyim. boşluk bulursam sızarım:)))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s