tımâr-hâne

şuur yoksunluğu

krizinde 

kataleptik âdemler

kısır taverna müziği fonda

aynı nakarat

lâvaj kâr etmez

elde değil

ki(r)

arınsan

beyin hipnotize

aynı karar

dil hipnotize

aynı tekrar

yürek

sakatatçıda satılan

bir organ

talan 

adresi olmayan

kurşun

çepeçevre kuşatmış

yalan

adı özgürlük

noktalarıyla

baştan kokan

kefaller

bir parça ekmeğe gelir

olta ağlar hıncından

şimdi

moda lâyiha

tezek kokusu bastırılmakta

karga kılavuzluğunda

ben olmak kaz

umutya kıtasında

 

 

 

Reklamlar

21 responses to “tımâr-hâne

  1. Candan’ım bugün bu yazdığını kaç kez okudum bilmiyorum.Yine karıştırdın beni..Okudukça allak bullak oluyorum..Her okuduğumda da başka anlam çıkartıyorum..

    Aslında okuyunca ilk bende kalan intibası şu oldu: hani sadece kısır döngü hayatları konu alan filmler vardır ya..Film festivallerine gider gelirde bir çok kimsenin filmin varlığından haberi olmaz..İşte o tarz bir film gözlerimin önünde..

    Kimsenin haberi olmuyorsa senin gözünde nasıl canlanır deme pek severim o tarz filmleri festival zamanıda kimsenin biletini alıp gitmediği o sade karakter ağırlıklı sanat icra ettikleri filmlere giderim..

    Off ne anlatacaktım nelere vardım.Gerçi böyle anlattıkça daha iyi tanıyor insan birbirini değil mi?Anlayacağım ben bu yazında kahveyle birlikte keyif yapamadım.Azıcık kasvet, azıcık karmaşa kaldı damağımda..Sevgilerimle..

  2. Sevgili Vecihe :)
    nereye çekersen oraya gider bu ger-çek..
    daha güzel bir dünyâda yaşamayı kim istemezdi ki?
    benim kameramdan böyle görünüyor burası, ama umut her zaman var.
    işte ele :))
    ben şimdi o dediğin tarzda bir filim seyretmeye gidiyorum. yapacak daha iyi bir şey yok zâten. döndüğümde belki yazarım, gelirsen kahve de içeriz hem. biliyorum birçoğuna salakça geliyor ama sanki internet üzerinden yapılan diğer şeylerden daha mı salakça bizim kahve içmemiz :P
    gel gel kurabiye bilem yeriz, saçmalamak sevaptır bu blogda, meraklısına duyurulur :D

  3. candan hanım,
    sizden küçük bi ricam var, kimsesizlerim başlığı altındaki “ırmak” olan ismimi “casasanta” olarak değiştirir misiniz?
    teşekkür ederim.

  4. zahmet olacak biliyorum. bu bir çözüm değil onu da biliyorum.

  5. Irmak Hanım,
    tam çıkıyordum ki yakalandım, hemen yapıyorum istediğiniz değişikliği. ricâ ederim, teşekkürlük bir şey yok..

  6. haaa anladııım, aklıma da gelmedi değil..
    siz daha iyi bilirsiniz, inşallah çözüm olur :)

  7. Filmde uyuyup kaldın mı ne :D bekledim ama dönmedin :)

  8. Merhaba,
    Sayın Candan Hanım,
    Her zaman bu güzellikte şiir yazmak istemişimdir, ama bir türlü beceremiyorum.
    Tebrik ederim, gönlünüze, dilinize sağlık

  9. Vecihe’ciğim,
    evet, tamam uyumuş kalmışım.. neğen yüzümüze vuruyon? ben sizi kahvesiz- kurabiyesiz bıraktım mı ? hı?
    hem dönmeyi beceremiyorum işte yav, anla beni ;)
    neyse filimler seyredildi, yazmayı deneyeceğim asss soraaa!!!

  10. Tâlha Bey,
    ilk ziyâretiniz olduğu için yorumunuz biraz geç göründü, onaylanmak için bekliyordu anlayacağınız..
    ilginize teşekkür ederim ama benimkiler şiir değil efendim, biçim sizi yanıltmasın.
    bir de çok ricâ ediyorum bana ”sayın” falan demeyiniz, zirâ içimde ceviz kabuğu’na çıkma isteği uyandırıyor :)

  11. Candan;

    dönmeyi beceremiyorum dediğin kısma koptum resmen :D Metin Bey ben sırf tatlıları indiriyorum mideye bol bol tuzlu var ama elinize servis beklerseniz iş kötü :D Candan genelde burda olmadığı için self servis takılıyorum :) Neyse ben hazırlayayım bu seferlik :) —>(##) bu kurabiyeniz (idare edin o kadar çiziktirebildim) –>(_)? bu da kahveniz :D

  12. Vecihe Hanım,

    Çok konukseversiniz, teşekkür ederim. Kahve dokunuyor, çay alayım izninizle.

  13. Metin Bey;

    bunu daha önce de söylemiştiniz unutmuşum affedin :) Çayı yeni demledim buyrun (_)?

    Suat Bey;

    hizmet burda self servis yürüyordu aslında ama siz sevgili ağabeylerim isterde ellerine servis yapmazsam ayıp olur buyrun bu kurabiyenizleriniz (##) (biri tatlı biri tuzlu zevkinizi bilemedim) bu da çayınız (_)? çay dedim ama siz de ben çay istemem kahve isterim diyeceksiniz diye korkuyorum :D

    Candan;

    yetiş bütün blog ahalin ellerine hizmet istemeye başladı.Ben yoruldum ay belim koptu :D

  14. Metin Bey,
    hoşgelmişsiniz, yetişemedim.. ama Veciheciğim sağolsun aratmamış beni. burası sizin yeriniz, çekinmeyiniz lütfen..

    Veciheciğim,
    eksik olma, yokluğumda benim için hep önemli olan konukseverliği göstermişsin.. yordum seni de, ama telâfi ederim inşallah.
    sen kalabalık günlerimize denk gelmedin, hey gidi, once upon a time… sonra yaprak dökümü başladı.. Fatihciğimi de çok özledim bu arada, yokluğu belli oluyor. mahallenin yaramaz çocuğuydu ama hep iyiniyetli ve yapıcı. biz neşemizi Fatih’den sonra kaybettik gâliba.. şimdi okur belki burayı, bilsin istedim..
    sana dert yanmış oldum Veciheciğim, idâre et bu gecelik beni, bir daha yapmam inşallah :))

    Suat Bey,
    ayağınıza sağlık, hoşgelmişsiniz.. de, bir şey diyeceğim; kuzum siz börek-çörek-kurabiye kokusu olmadan gelmeyecek misiniz buraya :)
    aşkolsun valla..
    hem eşiniz aldığınız kilolarla ilgili hesap sormaya kalkarsa beni tanımıyorsunuz ona göre :))

  15. “biz neşemizi Fatih’den sonra kaybettik gâliba..”

    Evvet, aynen!

  16. Çok teşekkür ederim Vecihe hanım, mahcup ettiniz beni.. Çayı çok severim, tatlı ve tuzluları da. Ellerinize sağlık.. (Devamını bekleriz :-)

    Candan hanım,

    Hiç uğramaz olur muyum sürekli uğruyorum. Yazılarınız, şiirleriniz beni alıp götürüyor bambaşka alemlere kendime gelemediğim için buraya dönemiyorum..

    Ayrıca kilo konusnda zaten hafif problemim var. Eşim sağolsun sizin kadar olmasa da çok hamarattır ve bendeniz de hamur işlerine karşı çok iradesizim. :-)

    Ama yine de farkı farkedecektir, lakin korkmayın jurnallamam efendim.. ;-)

    En derin hürmetlerimle..

    Suat Ö.

  17. Metin Bey,
    noel baba’nın bırakacağı yok çocuğu.. tiz zamanda cihat mı ilân etsek amerikanya’ya, ne yapsak..?

  18. Suat Bey,
    ben biliyordum başıma geleceği, aptala mâlûm oluyor valla..
    sizi de kaybettik desenize :) yâni yazdıklarım buna sebep oluyorsa, eşiniz kilolardan çok yakında bunun hesâbını soracaktır bana. şimdi gözümde canlandırıyorum da : ”kocam nerde?!” diyen bir sesle yakında müşerref olursam, bileceğim ki, o ses sizin eşinize âittir :))

    hamur işleri zor işlerdir, kanmayın siz benim gösterişlerime. açmayı falan pek bilmem, yapabildiklerim de hep uydurmasyon, yemekler gibi onları da uyduruyorum. ama yemek yapmayı, misâfir ağırlamayı çok severim. mutfakta kendime terapi yapıyorum ben, bi de psikologlara para mı vericem :P

    bana böyle hürmet göstermeye devâm ederseniz, kendimi fasulya gibi nimetten sanmaya başlayacağım yakında.. insaf ediniz lûtfen, yalvarıyorum :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s