filimci geldi haaanım..!

yazmak istediğim başka şeyler var.. tamam, henüz karar vermedim ne yazacağıma ama yazmaya karar verdim. sabahı sabah da etsek, yazmak sevap, uyku haram bu gece..

sırasıyla, ders niteliğinde izlenmesi gereken filimleri yazmaya başlıyorum. arada başka seyrettiklerim de oldu ama benim listeme girmeye hak kazanamadılar.

the ballad jack and rose : 2005 yapımı, rebecca miller imzâlı filimde başrolü enbihasta olduğum aktörlerden daniel day-lewis baba rolünde oynuyor, kızını ise son derece başarılı bulduğum bir performansla camilla belle. filimin konusunu en azından ilginç bulacağınıza garanti veririm. görüntüler bir hârika. daniel zâten üff ya üfff… blûğ çağındaki çocuklarınızla seyretmenizi tavsiye etmem. siz seyredin de aklınız başınıza gelsin bi zahmet. babalar! özellikle size sesleniyorum, kızınızla yalnız mı yaşıyorsunuz..? mutlaka izleyin.

the prestige : 2006 yapımı, memento’nun da yönetmenliğinden beğendiğim christopher nolan imzâlı bir filim. dün vizyona girmiş olmalı ama ben evde kaçak izledim :P eskilerden michael caine, david bowie, hugh jackman veee makinist’de de bahsedeceğim hasta olunası abimiz christian bale başrollerde. kızlardan da scarlett johansson diye biri oynuyo, işim olmaz! illüzyon! herşey illüzyon.. karanlık gelse de ilgiyle izlenecek ve tek bir sahnesinin bile kaçırılmaması gereken bir filim yoksa ayvayı yersiniz, polisiyeci değilseniz hiç bulaşmayın. ne oldu burda? o niye öyle yaptı? e, o kimdi o zaman? v.s. gibi sorularınızla yanınızdakini bunaltabilirsiniz.

the machinist : 2004 yapımı, brad anderson imzâlı, başrolünde olağanüstü performansıyla beğenimi kazanan christian bale var, oynarken büyülüyor resmen ve senaryonun önünü kesmeden nasıl küçük oynuyor helâl olsun!  mutlaka izlenmesi ve arşive eklenmesini şart saydığımız bir filimdir kendileri! vicdan azâbı çekenler için ders niteliğinde.

deja vu : 2006 yapımı, tony scott imzâlı, aksiyon nitelemesini sevmeyenlere bile kendisini izlettirebilecek adıyla müsemma olmayan ( filimde yaşanan olay, deja vu değildir bilenler bilir), aksiyon olarak lanse edilmesi sebebiyle aslında pek de câzip bulmadığım ama seyredince senaryosuna bayıldığım çok hoş bir filim daha. bence aksiyon deyip geçmek haksızlık olur bu filime. denzel washington, val kilmer pek de hazettiğim adamlar değildir ya, filimde bir esmer güzeli ablamız var, bence işi de o götürmüş, hayır yâni bir de sinir bozucu bir güzelliği var haspanın, allahtan salya sümük, pis pasaklı geziyor filimde yoksa kocanızla ya da sevgilinizle seyretmenizi hiç önermem. aaa hatırladım valla bi sahnesi var çok fenâ, yâni benim açımdan öyle sizi bilemem, o arada ekranın önünden geçin, meyva-çay-patlamış mısır ikrâmı yapın ne bileyim oyalayın yanınızdaki adamı canım, maazallah!

elephant :  2003 yapımı, epeydir izlemek istediğim ve ancak fırsat bulabildiğim bir gus van sand filimi. deneysel sinema türüne bence iyi bir örnek. son derece yalın bir anlatımla, olaylara sâdece şâhit olabileceğimizi hissettiren ve uzuuuun plânlarla baştan sizi korkutabilecek, bence filimin isminden tutun da, karakterlerin adlarına kadar kodlarla dolu bir filimdi. üzerine düşünmem gerekiyor bir süre daha. meraklıları izlesin, diğerleri küfür bile edebilir bana :P ben beğendim.

the quick and the undead : 2006 yapımı bir gerald nott filimi. horror-action-western falan diyorlar sakın ha aldanmayın. filimin giriş sahnesi çok önemli, dikkat ediniz. bence aslında günümüzü anlatan, insanların nasıl zombileştiğini ve ölülerin bile nasıl ticâretinin yapıldığına dâir müthiş bir filim. tam da son zamanlarda içine düştüğüm düşüncelere cevap niteliğinde oldu. ölü olduğumu biliyorum ama zombi olmak istemiyorum. koruyun kendinizi! midesi sağlam olmayanlara tavsiye etmiyorum ben bile bir ara etkilenir gibi oldum ;)

the chumscrubber : 2005 yılı arie posin imzâlı bir filim. senaryoyu da zac stanford ile birlikte yazmışlar. özellikle çocuk yetiştiren ebeveynlerin izlemesi gereken , çok zengin bir oyuncu kadrosuna sâhip müthiş bir filim daha. mükemmel hayat ha! peh! rüyâlar ülkesi amerika gerçeğiyle yüzleşmek ister misiniz? buyrun, burdan izleyin..

run lola run : 1998 yapımı bir tom tykwer filimi. daha önce de birkaç defâ izlediğim bir filimdi bu ama, arada tekrar yapmak iyidir. franka potente ve moritz bleibtreu başrollerde. her an yaşamımızı değiştirecek kararlar verebiliriz değil mi? iyi işte, yılbaşı öncesi kendime bir hatırlatma yapmak istedim, hepsi bu. daha önce izlememiş olanlara zevkle tavsiye edilir. fotoğraf gibi filim yav, her bir karesi ayrı güzel.

bana da ne oluyorsa filim falan anlatıp, tavsiye ediyorum anlayabilmiş değilim.  

– salak mısın, nesin be kızım! âlemin filim seyredeceği varsa gider seyreder, sana ne! sana mı soracaklar, ne seyredip ne seyretmeyeceklerini, bak kızdım şimdi kendime. yazarken yoruldum ya ondan biliyorum ben. yoksa ne kızacam ya, severim kendimi, canım benim, uuuuu yerim seni ben!

Reklamlar

11 responses to “filimci geldi haaanım..!

  1. Asıl ben seni yerim:))
    bizi düşünürmüş zahmetler edermiş. :)
    ama bir de türkçe isimlerini söyleseydin filmlerin ,bak insankızına yaranılmıyor işte. :)
    Evde bir tek “koş Lola koş” var onların içinden.üstelik te haaallaaaa seyretmedim. :(
    ben de onu seyretmeye koşayım o zaman.

    Biz de Vecihe’nin Salı günü gelmeye niyeti var.
    çayı koyup,kurabiye yapıyım mı?
    hı,gelicekmisin? :)

  2. Sâlihanımcığım,
    etmen eylemen, gözünüzü sevem, ben dersime çalışıyorum hakkıyla, lüften kaytarmayınıs, guglayınıs isimler için :))
    filimlerin orjinal isimleri daha anlamlı geliyor bana. çeviride komik ya da ilgisi olmayan isimlerle filimlerin önünü bile kestiklerini düşündüğüm çok oluyor.
    koş lola koş için yorumunu özellikle bekliyorum ;) hazır evde varken..
    demek Vecihanımcığım salı günü geliyor.. hmm, ımmm, gak, guk, kem, küm… şeyyy beni de varsaysanız olmaz mı? benim yerime de yeseniz -içseniz.. cidden orada olmayı isterdim, sizleri tanımayı ama şimdilik imkân yok, yine de çok teşekkür ederim, çok sıcaksınız her ikiniz de :) bir gün inşallah geleceğim, çok isterim bunu..

  3. Elifaaanım,
    canııım, sis daha uyumadınıs mı bakiiim :)
    hadi kalk gel filim seyredelim :P

  4. :)
    uyku haramdır a dostum, çok iş var çoook!
    uyku da neymiş, boşuna vakit kaybı :)
    yıllardır normal insanlar gibi uyuyabilmeyi özledim, vallaha! çocukkene çok mu uyumuşum ne…

  5. ben sanırım sadece prestij ve the machinist i izledim. ikiside güzel film. diğerlerinide izlemeye çalışacağım.

    kocaman öpüldünüz.

  6. Cansihaya,
    filimlerle ilgili az biraz yorum alalım bâri, hadi..
    yanındakinden yardım alabilirsin ;) söyle o’na sincity’i hâlâ izleyemedim ama siparişini verdim inşallah bu yıl bitmeden seyretmiş olurum.
    siz de öpüldünüz efem, mucukslars…

  7. aaaa sincity i izle muhakkak kaçırma derim ben. Kesinlikle kült filmlerden biri.

    Ya prestijde makinistte seyirciyi sonrasnda dumura uğratan nasıl yani dedirten cinsten. Bence herkes izlesin kendii yorumlarını kedileri yapsın derim. Olmaz mı?

  8. şekerim senin oraya niye yorum bırakamıyorum? kapadın mı?
    inşallah seyredeceğim sincity’i, aklım kaldı zâten..
    filimler için herkes kendi yorumunu yapsın tabi benim de istediğim bu işte, yâni merak ediyorum ordan nasıl görünüyor diye :) fazla perspektif göz çıkarmaz cigerim :P

  9. :)
    ben bu blogu kendi blogumda arkadaşlarım listesinde nasıl eklerim????
    asmakilite gidip oradan buraya gelmek yolu çok uzatıyor malum arrtık yaşlanmaya doğru gidiyorum ya:)
    merhabalarr efendim..aslında her yazıya bir çimdik yorum atacağım ama hepsini buradan halledeyim diyorum…yay insanları da pek bir pratik oluyor neyleyeyim işte..:P
    filimleri dvd sokağında bulamadım…ama bu yazıyı sık kullanılanlarıma ekleyerek arşivimde tutacağım ki tavsiyelerin tümünü tutayım:) bir fili almış ama sevmemiştim..cinsel tercihler ile ilgili görüntüler bazen filmin bendeki tadını etkiliyor…kapatmıştım…lolanın nasıl koştuğunu izleyebileceğim de diğerlerini bekleyeceğim artık…
    buluşmanıza gelince…imrendim imrendim imrendim ne diyeyim..:)
    ikitelli sizin şujsbdkjwckwnc adresine uzak mı??
    sitenin bu renklerini daha bir sevdim…
    bu arada ”kardan adam ağladı..”yı da seveceğini düşünüyorum…kibritçi kızı çok seven bir çocuk, büyüyünce onun değişik bir yorumunu yazmış, kendisinden küçük diğer çocuklar okusun diye :)
    seviliyorsun…sevgiyle kalasın…

  10. Manolyam güzel kuşum :)
    aklımdan geçenlerin bir bir gelip, yorum yazması neye delâlet dersin..?
    bak ne diyeceğim, önümüzdeki yıl ikitelli hsgzhjgz arasında bir yerde buluşalım, ne dersin? yakın sayılır, taş çatlasa 1 saat ;)
    yay olduğunu anlamıştım desem.. koçum ya ondan, her boku bilmem lâzım :P
    kardan adam ağladı’yı bulup okumalı, sen sevdiysen ben de severim :) sevildiğinden sebep, sen de seviliyorsun..
    blogundan profil ayarlarına girip bağlantı ekle kısmından link ekleyebilirsin ;) ahah bilirmiş de akıl da verirmiş candan :P:P

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s