aburcuburseverden, aburcubur bir yazı daha!

annem teyzeme gidince, evde yemek hazırlamak pek de işime gelmedi. epeydir kızımla başbaşa yemeğe çıkmamıştık (bana fazla zaman ayıramıyor, oldukça geniş bir arkadaş çevresi var da). – hadi yemeğe gidelim, ordan da sinemaya gideriz – dedim. önce filimlere baktık ne var, ne yok diye; bi poh yoktu. yâni maskeli beşler, son osmanlı-yandım ali, neşeli ayaklar, çılgın dershane gibi filimlere para vermeyeceğimi düşünecek olursak.. en iyisi hannibal rising’i beklemek. bakalım bizim hannibal lecter niye yamyam olmuş, annesi vejeteryen miymiş, küçükken ona et mi yedirmemiş, nedir görelim.

neyse işte, sinemaya gidemeyeceğimiz belli olunca, bâri kaçamak yapıyoruz tam olsun dedik ve kfc’ye gittik. kfc, türkiye’ye geldiğinden beri çok da tercih ettiğim bir marka değildir. gittiğimiz alışveriş merkezine yeni açıldığı ve uzunca bir ara verdiğim için, genellikle mcdonald’s olarak kullandığımız tercihimizi, bu yönde değiştirdik. kızım da, ben de severiz böyle ayaküstü yemeklerini. yâni evde ne kadar yaparsan yap, hamburger filân bunların yaptığı gibi olmuyor. eğer amerika’ya yerleşme durumumuz kesinleşirse, ikimizin de kısa sürede obez amerikan halkından pek farkı kalmayacağı ve eve koşu bandı alınacağı kesin. kaderde varsa obezlik, neye yarar yememezlik, di mi canlarım..

kfc türkiye mümessili, bu sözüm size! şimdilerde sattığınız mısırlar da bir vakit özel olarak ürettiğiniz tavuklar gibi kelekse, yaktım çıranızı! hayâtımda bu kadar iğrenç bir mısır yediğimi hatırlamıyorum. yemiş de saymıyorum kendimi ya.. yapış yapış bir şey! insan ne yediğinden bir türlü emin olamıyor. eğer burayı tesâdüfen okur ve bana ulaşmak isterseniz, buraya yorum yazın, ben sizi ararım. ayrıca tavukları yanık yanık müşteriye kakalamak da neyin nesi  anlayabilmiş değilim, allahtan ben cazgır bir kimseyim de yanık tavuk yemek zorunda kalmadık. çalışanlara bir sözüm yok, son derece kibar davrandılar, ayrıca onların ne günahı var ki, ne deseniz onu yapıyorlar.

yediğimiz şeylerden sonra, bastırmak için başka bir şey daha yemek gerekti ve dondurma aldık. valla reklâm yapmak gibi olmasın ama mcdonal’s gibisi yoook :P böğürtlen soslu mcflurry tavsiyemiz olur. üzerine kapuçino içtik. 

daha sonra biraz kitapçıda oyalandık. okuyacak ne kadar çok şey olduğunu tekrar farkettim. ömrümün yetmeyeceği kesin, en iyisi okumuş olduklarımla yetinmek belki de. aman hem zâten okuyunca n’ooluyo, boyum mu uzayacak :P bu düşünceyle astroloji kitaplarından hemen bir koç 2007 taraması yaptım. bu yılın da pek randımanlı geçmeyeceğini görünce, 2008’i beklemek üzere kitapları yerine bıraktım. salak değilim herhâlde, o kitaplara bir de para verecek hâlim yok. okumaya değer hepi topu beş astroloji kitabı gördüm, zâten koçla ilgili kısmı okumak niyetindeydim, onları okumam da yarım saatimi bile almadı. bir ara da gider, ilber ortaylı’nın kırk ambar sohbetleri’ne göz atarım artık. sohbet niyetine.. korsanı dururken, d&r’dan kitap falan alamam. valla istediğiniz kadar kınayabilirsiniz beni şu anda, hiç de umurumda olmaz! yâni bir şey yazacaksanız şimdiden söylemiş olayım.

eve geldikten sonra trt 2’de iskender pala’nın divançe isimli programına biraz baktım, sonra fear factor denilen kaçık programına gözüm ilişti, üstü örtülü bir kutuda ne olabilirdi ki; tabii ki yılanlar!  yarışmacıların, birbirinden sevimsiz olduğunu tahmin ettiğim (çünki o sırada ekrana bakamıyordum) hayvanları tutmaları ve kafalarını ağızlarına sokmaları isteniyordu. ooooldu canım diyerek soluğu ahanda burada aldım. geldiğimde kanım donmuştu sanırım, epeyce kendime gelemedim ve salak salak ekrana bakmaya devâm ettim. ayaklarım yere değmiyordu ama sanki aşağıdan sürekli bir şeyin yukarı çıkmaya çalıştığını düşünerek ve her an tenime değeceği hissiyle yazmak ne kadar zor bilir misiniz?! işte yazdım bitti, ohh…

Reklamlar

11 responses to “aburcuburseverden, aburcubur bir yazı daha!

  1. ah efenim ah.. şu hayat hasta da etti bizi.. hatta çok sevdiğim bi şarkıdan alıntı yapayım

    “hayat derde bandı beni
    çiğnemeden yuttu beni..”

    şey diyeceğim.. sanırım 23küsür yıllık hayatımdaki en derin hareket korsan kitap işine bulaşmamış olmamdır.. ama şeyi, mp3’ü asla affetmem sömürürüm.. neyse.. böyle yani korsan kitap alan insanlara da pek bi kötü gözle bakarım.. “vay hırsız” der gibi. hani belirteyim dedim.. artık size de “vay hırsız” der gibi bakacağım =)

    insan yazının hangi yerinden hangi mesajın çıkacağını bilmiyor biri okurken bunu da öğrenmiş olsun..

    asıl diyeceğim şeyse şuydu benim: eskiden kitapçılarda kitaplar açık oluyordu. yani cildine dokunup koklayabiliyordunuz, sayfalarını karıştırıp okuyabiliyordunuz ayaküstü.. hatta biraz abartıp kitap bitirmişliğim vardır öyle kitapçıda ayakta.. artık naylon poşetlerin içine koydular kitapların çoğunu.. işte ben ona sinir oldum. hani belki bu işlerle ilgilenen biri okur burayı benim gibi bi okurun da böyle bi şikayeti olduğunu sizin ağzınızdan duysun..

    aslında ben uyuyordum.. cep telefonum yatakta kaybolmuş.. onu arayayım diye uyandım. sessiz’e almıştım.. o arada da bilgisayarın güç düğmesine basmışım.. o arada da “bloglarda noluyor” demişim.. bu yorumu yazarken buldum kendisini.. şimdi uyuyabilirim tekrar..

    son olarak mesajımızı tekrarlayalım: arkadaşlaaaaar korsan kitap almaaaaaaak çok kötü bi şeydiiiiiiir… lütfen yapmayalııım. alacağımız kitabı seçmeyi bilirsek korsan kitap şeysine girmemize de gerek kalmaaaaaaz..

    ehe. saygılar.

  2. neyse işte, sinemaya gidemeyeceğimiz belli olunca, bâri kaçamak yapıyoruz tam olsun dedik ve kfc’ye gittik (Candan)

    Bu “kentaki firayt cikin” di mi? Kültürüm artsin diye soruyorum, dogru ise artmamistir ))..

  3. yediğimiz şeylerden sonra, bastırmak için başka bir şey daha yemek gerekti ve dondurma aldık. valla reklâm yapmak gibi olmasın ama mcdonal’s gibisi yoook :P (Candan)

    Hamburgerinden kurt ciksa bile mi? )

  4. Yahu tamam obezlige niyetlendiniz ama kizinizin kabahati ne? )

  5. Bikelime Bey,
    bunca kelime nasıl dökülmüş ekrana hayret :) rekor kırdınız rekor!

    demek siz de hırsızsınız ;) benim teknolojiyle pek aram yok, o bakımdan mp3 hırsızlıklarını evin diğer üyeleri hâllediyorlar sağolsunlar.

    eski kitapçılardan bahsetmişsiniz.. valla bu baktığım kitapçıda da kitapların çoğu açıkta idi. hem olmasa bile ben naylonunu yırtardım yâni. ne bu kardeşim, kitap bakıyoruz, öyle içine bakmadan, yarısını okumadan olur mu hiç?! hem oldukça ekonomik bir yöntem. bir kitabı satır satır okumanın çok da anlamlı olduğunu düşünmüyorum, zâten tamâmı pek bir şeye benzemez. öyle aradan seçtiğimiz yerleri okumamız her açıdan daha mantıklı. ayrıca bu kadar çok kitap okumamızı gerçekten çok istiyorlarsa ucuzlatsınlar, olmadı bedâva yapsınlar, di mi yâni ;)

    size âcil şifâlar diliyorum. yok korsan için değil, hastalığınız için (biraz geç kalmakla beraber, kimbilir belki de şimdiye iyileştiniz bile). korsan için geçmiş olsun demem daha uygun düşer sanırım :))

  6. XSI Bey,
    yok, bu kenediy fitzgerıld con markası. siz pek bilmezsiniz, dahası tevellütünüz yetmez. hem ricâ ederim, gençlere bi faydamız dokunuyorsa ne mutlu bizlere :P

    hamburgerlerin kurtlu olması için mcdonal’s’da satılmasına gerek yok. ayrıca kıymaya çiğken mikroskopta bir göz atın, göreceğiniz diğerleri kurtlar kadar ilginç olabilir :)) protein kaynağı onlar kardeşim!

    niye öyle diyonuz? anasına bak, kızını al nasıl dedirtecem ben eloğluna ;)

  7. ya bak şimdi… alla alla ne diyeyim ki ben sana :)

    Evet efendiiiiim…

    siz olayları tek tek yaşayıp gün içindeki hareketleri öööyle uzay enlem boylam paritelerine savurup durmuşsunuz derleyip toplaması bize kaldı.
    Şimdi siz olaylara içeriden bakarken, biz dışardan sizin neler yaptığınızı daha iyi görüyoruz.
    Hemen yoruma girelim:)
    O iyiydi bu kötüydü derken öyle Türk filmlerini beğenmezseniz ve bunu her yerde bağıra bağıra söylerseniz o filmlere kimse gitmez. Kimse gitmeyince ne olur? Bunlar para kazanamaz ve Türkiye’de sinema sektörü oluşamaz, bu durumda da para kazanmak için yapılan üç beş filmden artan parayla sanatsal güzel film çekilemez. Amerikalılar Hollywood Hollywood oluncaya kadar o kadar uyduruk film seyretti ki aklınız almaz. Ama sonra arada sırada beğenilen filmler çekilmesi için diğer uyduruk olanların yapılıp bunları reklamla şişirip gişe rekorları kırmanın ne kadar da gerekli olduğu anlaşılınca denge sağlandı. Bırakınız o konuda bilgisi olmayan, beğenisi yetersiz olan, bu konuda kültürel birikim için zaman harcamayan bastırsın parayı görsün filmi… sonuçta kötü film seyrederek de bir şeyler öğrenilebilir. Böyle olunca ne oluyor sinema para kazanamıyor öyle olunca ne oluyor? Adam sette çalışacak, ışıkçı olacak, sahneydi kostümdü vs bir iş öğrenecek çalışacak ama sen böyle yapınca daaaaaan hasılat düştü, film para kazanamayınca adamı işten attılar bu da gitti kentucky fried chicken’da kasadaki memleketlisinin yanına bir muhabbet bir muhabbet (iş yok güç yok tabii adam ne yapsın, kahvede sürünecek değil ya) kasadaki adamla bu işsiz film sektörü elemanı muhabbeti koyulaştırdı mı sana, içerdeki arkadaşlar falan da geldiler muhabbet derinleşti. Taa ki biri “LA! LA! YANDI TAUKLAR! (tavuk ama bu öyle diyor) diyene kadar da işe uyanamadılar. Sonra biri “la aha şurda bir kadın var yanında da çocuk, onlara ver sen bunları anlamaz nassolsa” dedi. Öteki de “ya onların mısırı ne olacak onu beklersek tauklar sooor (soğur)” diye cevap verdi. Yav ne anlayacak bunlar tauktan, mısırdan zaten canım film oynuyor içerde girmemişler gelip burda oturuyorlar demek ki bir dertleri var, hayatta dikkat edip anlamazlar bile cümlesi de kurulunca mısırı sıcak suya sokup çıkarıp servise eklediler. Tabii siz orda oturmuş o filmemi gidelim bu iyi bu kötü vs. ile uğraşırken bak arka planda neler oluyor neler…
    :) :) bir ikinci bölüm yazabilirim belki buna sonra şimdilik bu kadar yeter… ama ikinci bölüme girmeden “aman hem zâten okuyunca n’ooluyo, boyum mu uzayacak” fikrinize karşı kitap okumanın boy uzattığını kesinlikle iddia ediyorum bunu da aklınızda tutun, diyeceklerim bitmedi…

  8. :))) ah canııım, içini dökesi gelmiş..
    ben en çok boy uzatma şeysiyle ilgileniyorum. hangileri uzatıyor? korsanla savaşa bile girerim bunun için.
    kestane kebap, acele cevap!

    iyi filim vaadı da biz mi gitmedik?! türk filim endüstrisinin köküne kibrit suyu dökmek benim ne haddime, recâ ederim sayın yönetmenim.. bakınız meselâ ezel akay’ın hacivat-karagöz filimisini beğenmiştim en son :)

    bu arada mısırların cinsinde bi sorun vardı valla. yoksa suya giriş çıkış süreleriyle hakemler ilgileniyordu :P

    bir de bu obezlik konusunda yardım istiyorum. ne yapmalıyım haydar bey?! :)

  9. buldum! kitapları ayağımın altına koyarsam boyum uzar :P
    sayın onaltıkırkaltı,
    lütfen bir daha bu tür palyatif çözümlerle karşıma çıkmayınız. zirâ şu âhir ömrümde bir güzellik yarışmasına katılmadan ölürsem gözlerim açık kalır ;)

  10. kitap ve boy ilişkisini yarına bırakacaktım ama cevabı bulmuşsunuz :) fakat bana öyle bir açık kapı bırakmışsınız ki söylemezsem ölürüm: kitapların üstüne çıkarsanız boyunuz uzar _(pozisyona dikkat edelim, kitap yerde insan üstünde olacak:)_ bu biiir… güzellik yarışmasına katılmak için herkesin bildiği şu manken yürüyüşünü de bilmek lazım ki bunda insan altta kitap baş üstünde yürüyüş alıştırmaları yapmak lazım fakat bu insanın ruhunu kısaltır bu da ikiii…

    _(ayrıca doktorların hasta için “ne yerse yesin” dedikleri durum olan palyatif bakımı niye beğenmiyorsunuz, o kitapların üstüne çıkmazsanız üst raflardakilere biraz zor ulaşırsınız:)_

    bir yoruma çok cevap sığmaz, sığsa da güzel olmaz ama siz öyle istemişsiniz haydar beyden:) obezlik yalnızlık gibidir :):) ona göre… (ne alakası var demeyin obezlik de paylaşıldıkça azalır en azından yenilenleri benimle paylaşırsanız ben de sizin obezliğinize ortak olurum… _(aman mutlulukla bir bağlantı kurmayın onu paylaştıkça yalnızlığın tersine daha da artar :)_

    sevgiler, saygılar, tavukların daha az yakıldığı dolayısıyla ozon tabakasına daha az zararı dokunan menüler tüketmeniz dileğiyle klora flora carbon (kfc)siz günler :)

  11. :))))
    sayın tohtur bey,
    bütün cevapları almışımdır, teşekkür iderim. obezliğimi en yakın zamanda paylaşmayı diliyorum. tamam ben ısmarlıycam bu sefer :))
    yok, kfc diil, o tongaya düşmem kolayına (yine de pay bırakalım di mi ama), ;)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s