ölüm bu mu, ölüm mü bu..

ey soylu oğul, bu çeşit beden sâhibi (geçiş hâlinde), yeryüzünde iken alışıp sevdiği yerleri, yakınlarını, rüyâda görüldüğü gibi görecek.

akrabanı, dostlarını görüyor, onlarla konuşuyor ama, onlardan cevap alamıyorsun. onları ve âileni ağlar görüp ” öldüm, ne yapacağım?” diyor, sudan çıkıp ateşe atılmış bir balık gibi acı duyuyorsun. bu anda bu acıyı hissedeceksin. fakat ıstırap çekmenin sana hiçbir faydası olmayacak. eğer tanrısal bir üstâdın varsa ona yalvar. koruyucu tanrı’ya yalvar. rahîm olana yalvar. fakat yakınlarına ve dostlarına bağlı hissedersen kendini, bunun sana hiçbir faydası olmayacak. öyleyse bağlanma! rahîm olana yalvar; o zaman ne kederin, ne ürkmen, ne korkun kalacak. 

ey soylu oğul, dâima harekette olan karma rüzgârı ile oraya buraya sürüklenirsen, düşüncen uçan bir tüy gibi konacak yer bulamayacak; durmadan, gayrıihtiyâri, başıboş dolaşacaksın. ağlayanlara ” buradayım, ağlamayın” diyeceksin. fakat seni duymadıkları için ” ölüyüm ” diye düşüneceksin ve o zaman kendini bu yüzden daha da bedbaht hissedeceksin. bunun için üzülme.

gece, gündüz, her zaman kurşuni bir yarı aydınlık olacak. bu geçiş durumunda bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi hattâ, kırkdokuz güne kadar kalacaksın. genellikle sidpa bardo’nun ıstırabının yirmiiki gün sürdüğü söylenir. fakat karmanın belirleyici etkisi yüzünden, belli bir süre söylenemez. 

ey soylu oğul, o zaman, karmanın dayanması zor, müthiş rüzgârı seni arkandan, sağanaklar hâlinde itecek. korkma! bu senin kendi vehmindir.

tibet’in ölüler kitabı’ndan 

Reklamlar

5 responses to “ölüm bu mu, ölüm mü bu..

  1. ölüler kitabını sen niye okuyorsun kardeşim? Allaallaaa… üstelik tibetli de değilsin… Şaka bir yana, bu tip tanımlamalardan bıktım artık, yok öyle olacak yok böyle olacak, gelmek isteyeceksin gelemeyeceksin, sesleneceksin duymayacaklar falan… bu nedir kardeşim yaaa… ben yaşarken bir bilemedin iki kişi var onlar da genetik bağ durumundan beyinde düşünsel bağımlılık… çıkar onları ne kaldı geriye? koyun, kuzu, kedi yavrusu ot börtü böcek… onlara da yaşarken bakacaktın ben ne yapayım artık…. oraya gidip de ordan pisi pisi diye çağırmanın bir anlamı yok… bir şey değil kim çağırıyor diye kedi manyak oldu burda:)

  2. yav niye okumayayım, dirilerin kitabını okuyayacak hâlim yok ya. ayrıca bu kitabı diğerleriyle karıştırma. gittikten sonra neler olduğu hakkında bilgi veren tek kaynak kitap. nerden mi biliyorum. e günaydın! sana söylememiş miydim, ben de bir ölüyüm netekim, ama tibet’li değilim o ayrı :P

  3. Şaka yapıyorsun dimi?
    Bu konuda tek kaynak olduğu demekle yani.:(

  4. Sâlihanımcım,
    çok ciddi şaka yaparım ;) bulabilirseniz okumanızı tavsiye ederim.

    tibet’in ölüler kitabı (bardo plânında ölümden sonraki deneyimler)
    kitabın orijinal adı: livre des morts tibetain

    lâma kazi dawa samdup
    dr. W.Y.Evans-wentz’in ingilizce aslından, fransızca’ya: marguerite la fuente ve buradan türkçe’ye çeviren suat tansuğ

    ruh ve madde yayınları 1. baskı ist.-1976
    gözden geçirilmiş 2. baskı ist.-1991

  5. Sen tavsiye ettikten sonra okurum…
    Çünkü “ne bulursan oku” yaşlarını geçtim,seçici davranıyorum.
    Ben -tek kaynak- demene takıldım ama yine.

    Daha güzel kaynak biliyorum çünkü.:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s