atem dutem men seni!

pazartesi günleri izinli olmam sebebiyle o günün gazetelerini okuyamamış ve saklamalarını söylemiştim iş arkadaşlarıma. bugün fırsatım oldu okumaya.. murat bardakçı genellikle faydalandığım bir yazar. aşağıya alıntılayacağım yazısına, teknik bilgiler hariç hemen hemen katılıyorum. teknik bilgiden kastım da müzikle ilgili teknik bilgiler. nota falan bilmem, zâten bizde racona terstir af buyurun, ama kulağım son derece hassastır. kendisi en çok güvendiğim organlarımın başında yer alır.

babam sâyesinde müzikle erken tanıştım. en çok da türkülerle. günümüzde yaşayan/yaşamayan pek çok kıymetli usta, rahmetli babacığımın asker/masa arkadaşlarıymış. onyedi yaşımda kaybetmemiş olsaydım eğer şimdiye kadar kimbilir dağarcığıma daha ne katkılar yapacak, unutulmuş/bilinmeyen/duyulmamış kimbilir daha hangi eserleri bana öğretmeye devâm edecekti. olmadı, kısmet değilmiş.. meselâ şimdi aklıma geldi bir bartın türküsü vardır, bilmem bilir misiniz: ”ah a benim söm söm yavrum, bi’ yolcuk öpsem yavrum” diye. ilk duyduğumda gülmekten katılmıştım. söm söm ne demek diye, o zamanlar sormak aklıma gelmedi babama herhâlde, belki de sordum da cevâbını hatırlamıyorum. ama çok eğlenceli bir söylenişi vardır :) bir de bir türkü vardı bugüne kadar kimsenin seslendirdiğini duymadım, yâni belki söylemişlerdir de, ben duymadım: ”merdivanın altından, amanin yâr, bi’danem yâr, yâr yâr yâr yandım, gel odama odama, sandık üstünde sandık, baştan ayağa yandık” diye devâm ediyordu yanlış hatırlamıyorsam. bunun gibi kimbilir daha neler.. haa meselâ ”tarlaya ektim soğan” benim ilk öğrendiğim türküdür babamdan. şu kısmını hep bana hitâben söylerdi :)

tarlaya ektim soğan
bitmedi yedi doğan
hep mi güzel oluyor
senin anandan doğan

neyse konuya dönelim. murat bardakçı hâdiseye tam da benim baktığım yerden bakmış:

“Cazgır” ın ne olduğunu herhalde bilirsiniz: Hani dükkân sahipleri yoldan geçenlerin içeri girip birşeyler almalarını sağlamak için kapının önüne birini diker ve “Buyrun, buyrun!” diye avaz avaz bağırtıp müşteri kapmaya çalışırlar ya, işte dükkânın girişinde çığırtkanlık yapana cazgır derler.
Popstar Alaturka’da adına jüri denen ama alaturka müzikten zerre kadar nasibini almamış seçmece kalabalığın reyting maksatlı cazgırlığını iri bir “hanımefendi” yapıyor ve karşısına “yarışmacı” diye dizilen acemilere ahkâm kesiyor: “Si bemolü pes bastın! Kürdi perdesi öyle kullanılmaz! Musikimizin sesleri gayet hassastır, böyle hatalara gelmeeeez!..”
Dinleyenler ve izleyenler “Hanımefendi” nin musiki otoritesi havalarına bürünmesine bakıp onu hakikaten otorite zannedebilirler diye peşinen söyleyeyim: Otoritelikle yahut üstadlıkla uzaktan yakından bir alâkası yoktur; sıradan bile sayılmaması gereken gayet kötü bir icracıdır.

yazının devâmı..

buna paralel ülkemizde başka türlü olaylar da cereyân ediyor. biz ne verseler yiyen bir milletiz biraz, doğruya doğru (bakınız fınfık reklâmları, gözümüze soka soka söylüyorlar üstelik ve utanmak artık târihe karışmış bir olgu, yersen!).. biri bir şey dedi mi, eğer konuyla ilgili bilgimiz yoksa hemen inanır/ kabûl ederiz. yarım yamalak bildiğimiz şeylerle ilgili ise durmadan ısrâr ettiğimiz de görülmemiş bir şey değildir. araştırmayı/incelemeyi zahmetli mi buluyoruz ne.. yemekte o kadar ileri gidiyoruz ki demek, bakın bize biyodizel olmayacak yağları bile yediriyorlarmış da haberimiz olmuyormuş! ben sabah gazetesinin yalancısı ama aynı zamanda iyi bir tüketiciyim. geçenlerde kfc’de yememiz için önümüze koydukları yanık tavukları hatırlatırım. bakın sabah gazetesi bunun haberini nasıl yapmış:

Atıkyağı biyodizele çeviren Mustafa Ezici, restoranlardan gelen yağları analize gönderince şaşkına döndü: Bu yağları insana yedirenler soykırım suçu işliyor.

Türkiye’de atık yağı biyodizele çevirme lisansına sahip tek fabrikanın sahibi Mustafa Ezici, restoranlardan topladığı yemeklik yağları tahlil ettirdiğinde, sonuçlara inanamadı. Çoğu yağ özelliğini kaybettiği için biyodizele çevirmenin bile mümkün olmadığı yağlar, restoranların mutfağında yemek pişirmede kullanılıyordu. Elindeki 500 yağ örneğini, hangi firmalardan aldığını raporlayarak saklayan Ezici, “Bu örnekleri gıda mühendislerine gönderdim. İnanamadılar. Resmen kanseri yiyoruz” dedi. Ezici, 500 yağ örneğini başta bakanlar, milletvekilleri olmak üzere üniversite rektörlerine göndermeye hazırlanıyor.

yazının devâmı..

hâl böyleyken böyle sevgili blogseverler.. sonra kalkıyor günlerce mehmet barlas’ın, nasıl okşadığını falan konuşuyoruz! olmuyor ama, hiç yakışık almıyor. okşanmak öyle ya da böyle hoşumuza gidiyor, hadi kabûl edelim. de, de’si var işte.. o günkü sabah gazetesi’nden barlas’ın yazısını da okudum tabi. çok ilgimi çeken bir cümle vardı o yazıda. hayret kimse üstünde durmamış, ”okşama” kelime olarak zannediyorum daha câzip geldi. ya da imlâ artık vaktini doldurmuş, haybeden bir iş. işim gücüm olmasa köşe yazarlarının yazılarına daha çok vakit ayıracağım ama neresinden tutayım onu bilmiyorum. tuttuğum elimde kalıyor desem yeri.. neyse, bu başa çıkabileceğim bir şey değil gibi görünüyor şimdilik. belki ileride bunun için iyi bir maaş filân veren birileri olursa, yapabilirim.

gelelim barlas’ın gözüme takılan cümlesine : bir kişinin başbakan olması, onun insan da olduğu gerçeğini unutturmamalı. eveeet, bir daha okuyoruz, neymiiş? insan DA! demek barlas’ın dili de, eli gibi rahat durmuyor. tabi ben yanlış anlamış olabilirim. doğrusunu anlayan biri/birileri varsa ve bana gösterirse minnettâr olurum. barlas’ın yazısının tamâmı şöyle..

sakın ola, sabah gazetesi’ne taktığım falan sanılmaya! denk geldi, yanlış anlaşılmasın. gerçi hangibirine baksam aynı rengi görüyorum ya, belki de ben renkkörüyüm kimbilir..

 

Reklamlar

5 responses to “atem dutem men seni!

  1. Candan hanim,

    Ikiser misraini yazdiginiz o iki turkuyu ben daha farkli hatirliyorum –ama, Bartinli olmadiigm icin iddia makamindan soyleyemiyorum.

    Hem sesim de yoktur zaten benim.

    Bahsettiginiz turkulerin TRT repertuarinda olmamasini da anlayisla karsiliyorum.

    Hele de, mesela, orjinali

    Pencereden bir taş geldi
    Ben sandım ki oynaş geldi

    olan o guzelim agit/turkuyu

    Pencereden bir taş geldi
    Ben sandım ki Mamoş geldi

    geldi gibi ucubik bir hale getirdiklerini de bilirseniz, bana siz de katilirsiniz sanirim

    [Erkan Ogur da onu, malesef yanlis soyluyor]

  2. Müzmin Bey,
    yazdıklarımdan biri bartın türküsü. yâni ilki. nasıl olduğunu biliyor musunuz? aradan çok zaman geçti, yanlış hatırlıyor olabilirim.
    sizin yazdığınız türküyü ise mırıldanılırsa hatırlayabilirim.. yâni ezgisini duyarsam ” hah bu!” diyebilirim. sözler mâlûm, benziyor birbirine..
    benim hâfızam maalesef ”sizlere ömür” dendi, denecek kıvamda..

  3. :) Cancağızım…
    Ne denli keyifli oluyor yazdıklarını okuması bir bilsen…İyi ki varsın…Pazartesi möhim bir işim var…Aslında bu möhim işim uzun vadeli bir proce..Sana bir ara bahsedeceğim, anlayacaksın erteleme nedenimi ve bana hal vereceksin..Yoksa seni görmek, sesini duymak ve hemhal olmak için çok ama çok sabırsızlanıyorum…
    Bir pazartesi …:)

  4. Bu arada kokunun kitabından sonra filmi benim için hayalkırıklığıydı:(((
    Çikolatada ise tam tersi:) kitaptan sonra film ilaç gibi gelmişti…
    Pek bir sevgili eşimin pek bir sevgili tuttuğu juliet binoche olsa da (:P )film güzel..

  5. Manolyacım,
    anlaşıldı, yazıları perakende okuyup, toptan cevap yazmışsın :))

    projeni duymak için sabırsızlanıyorum! hadi bir an önce çöz şu işi.

    hmm, demek eşinle juliette binoche filimleri seyredecek kadar kendine güvenlisin :p benim arkadaşıma da bu yakışırdı zâten :))

    seninle ne zaman ayrı düştük bir fikirde hatırlayamadım.. demek ki yok öyle bi’ şey ;)

    sayfanız da konuşuyor hanımefendi! hasededimden öleyazdım. yabancıya gitmemiş allahtan :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s