tabip sen elleme benim yaramı..

tıbba olan ilgimin ne zaman başladığını ve sebeplerini ben de bilmiyorum. neyse, zâten sebeplerle vakit geçirmenin zamânı değil. ”tıp” deyince, çocukken oynadığımız ”susma oyunu” ndan bahsetmiyorum tabi.. tıbbdan dolayı tabiplere de her zaman ayrı bir sempatim olmuştur ama hepsine değil. kiminin elini öpesim gelirken, birçoğuyla neredeyse tekme-tokat kavga etmişliğim de vardır. son zamanlarda söylemesi gerekenleri de söyleyebilen, halkın diline gerçekten tercümân olan/olmaya çalışan, yazdıklarıyla benim çok takdirimi kazanmış biri var. kendisi Akşam Gazetesi’nde yazıyor, adı Murat Kınıkoğlu. dünkü yazısını da çok beğendiğim ve ”bir hekim de böyle şeyler anlatır mı, halka gerçekten aydınlatıcı bilgiler verir mi kimsenin borazanlığını yapmadan” dedirdetecek, bir yazısı var. aynen buraya alıntılıyorum. diğer yazılarına da bir göz atarsanız, ne demek istediğimi anlayacaksınız..

Hastalar, doktorlarının tıptaki gelişmeleri yeteri kadar takip edip etmediğini merak ederler. Örneğin benim, her muayeneye geldiğinde kendisi ile ilgili yeni bir ilacın çıkıp çıkmadığını soran bir hastam var. Acaba yeni ilaçlar ve tedavi metotları için bu kadar istekli olmalı mıyız?Eskiden biz doktorların, yeni bilgilere ulaşmak için, kütüphanelere gidip saatlerce yabancı tıp dergilerini karıştırması gerekirdi, şimdi ise İngilizce bilmek ve bilgisayar kullanabilmek tüm araştırmalara ulaşabilmemiz için yeterli. Bence günümüz tıbbında doktorların sorunu “yeni ilaçlara ve tedavi metotlarına ulaşamamak” değil. Esas sorun; bize sunulan bilgilerin hangisinin doğru, hangisinin ticari (para kazanma amaçlı) olduğunu ayırabilmek…

Tüm sektörlerde olduğu gibi dünya ilaç piyasasında da büyük bir rekabet var. Tahmin edeceğiniz gibi bu firmalar “Ne yapsak da insanlar için faydalı bir ilaç çıkarsak…” demiyorlar “Ne yapsak da daha çok para kazansak…” diyorlar. Öncelikli amaç; yeni ilaçlar ve yeni teknolojiler geliştirmek için araştırmaya harcadıkları paraları (ilaç başına ortalama 1 milyar dolar) bir an önce kara dönüştürmek. Yeni bir ilaç veya teknoloji bulunduğu zaman patent hakkı firmada olduğu için ilk yıllar buluşcu firmadan başka kimse para kazanamıyor. İlaç eskiyip de patent hakkı kalkıp herkes üretebilir hale gelince fiyatı düşüyor ve ilaç artık kârlı olmaktan çıkıyor. O zaman ne yapıyorlar biliyor musunuz? Yeni bir ilaç bulduklarını söyleyip eski ilacı üretimden kaldırıveriyorlar. Doktorlar istediği kadar “Aman etmeyin tutmayın, bu ilaç çok iyiydi hastalar çok memnundu, fiyatı da çok ucuzdu, herkes alabiliyordu…” desin kimse dinlemiyor. (Tabii, bu arada doktorlara eski ilacın yerine piyasaya sürülen yeni (ve pahalı) ilacı tanıtmak için gerekli çalışmalar yapılmış oluyor…)

Bildiğiniz gibi bir ilacın yan tesirlerinin belirlenebilmesi için piyasaya sürülmeden önce hayvanlar ve insanların üzerinde belirli bir süre denenmesi şartı vardır. Bu araştırmalara rağmen piyasaya sunulan ilaçların bazıları, binlerce kişiyi öldürdükten sonra “pardon” denilerek geri toplatılıyor. Dünyada her yıl 2 milyon kişinin ilaçların yan tesiri yüzünden hastaneye yattığını ve bunlardan 100 bininin ilaç yan etkileri yüzünden öldüğünü bilmenizde fayda var. ”

yazının devâmı…

şurada da Murat Kınıkoğlu’nun yazmış olduğu bir başka sevdiğim ve beğendiğim yazı var (Müzmin Bey’e teşekkürler, yazıya doğrudan ulaşmamı sağladığı için). Murat Bey’e takdirlerimi bir kere daha cân-ı gönülden sunuyor, ellerinden öpüyorum efendim..

Reklamlar

12 responses to “tabip sen elleme benim yaramı..

  1. Alintinin mahreci burada olsa gerek.

    Cok guzel bir yazi.

    Ben de Dr Mehmet Efendinin Johhny Logan’a neresi benziyor diye hep merak etmistim zaten.

  2. Muzmin Bey,

    Hazır sizi yakalamışken… Efenim mimlendiniz tarafımdan. Haberiniz olsun. Şimdi bana “mim”lenmek ne demek diye sormayınız, reca ederim. Daha halâ “sobe”lenmek hususunda Arif Bey’le işbirliği içindesiniz. Buyrunuz Jazzetta’ya, görünüz. Hatırımı kırmayınız -hatır ve gönül işlerinden hiç hazzetmediğinizi bilsem de kendimi alamıyorum bunu söylemekten.

  3. Metin bey,

    Birincisini anlamadigim icin ikincisini hic anlamamis oldugumu anlayisla karsilarsiniz umarim.

    Parable konusmak iyi guzel, ama, anlasilmak daha iyi olmaz mi?

  4. Müzmin Bey,
    teşekkür ederim link için, ben yazarın son yazıları listesinde göremedim ve google’dan aratınca bunu buldum ve ekledim aceleyle. düzelteyim yazıdakini de hemen..

  5. abowwwwwwwwwwwww buraya ne olmus…..
    Ehhh benimki gader gozel olmasa da fena olmamis :p
    bence bunu bi islatalim ;p

    Neyse Candan hanim …ben sey diyecektim…sizin gelin/guvey kayin/kaynata siirinden pek etkilenip ben de bi siir yazdim…
    gelim mimlerseniz pek bi giymete gececek…

    Agzinizi bozmak isterseniz emali kullanirsaniz daha iyi olur :)
    hormetlerimle ….

  6. öhöm! blogum da benden güzel olmasın oldu valla :)

    bugün güzellik salonunda randevum vardı, iptâl ettim. canım istemedi daha fazla güzelleşmeyi.. :p sonra bâri buraya el atayım dedim, kadın değil mi işte kafası bozuksa oynar saçıyla/üstü-başıyla..

    neyssee mimlediğimiz şiiriniz fevkalâdenin de fevkinde bugüne kadar yazdıklarınızın içinde efem! demek epey faydam oluyor burdan, bırakmayayım bâri blogu, vatan sağolsun, ne yapıyorsam ondan :))

    ayrıca hiç ağzımı bozduğumu gören olmuş mu bugüne kadar?! ben gâyet düzgün söverim neye söveceksem :p

  7. Konuyla alâkası yok ama,

    unutmadım, gözden de kaçmadı,

    bulamadımmm …

    Ve fakat arıyorum hâlâ.

    Günaydın :D

  8. Muzmin Bey,

    Arif Bey’le muhabbetiniz çok koyulaştı farkındayım. Madem açıklama istiyorsunuz, şöyle açıklayayım:

    Sizi birisi “mim”lediğinde yapacağınız şey, ONU veya BLOGUNU ELEŞTİRMEK. Ve sonra siz de üç kişiyi kurban seçiyorsunuz.

    Mesele budur efenim. Arif Bey’in yakasını bırakınız artık, reca ederim. Heyecanla bekliyorum miminizi.

  9. *Tıbb Mevzuatı ve,
    *Hipokrat Doktoru Sorunu; kimdir ve değil-midir?

    -Hipokrat dediğimiz bir küçük uşak,
    -Üstüne geymiş bir beyaz göynek..

    -Bu kişimiz, yaman bi komşumuzdu..yani olabilecekti..
    Amma olamamıştır..Belki idiydi fekat deyildi..
    Sebebi çünkü, yıllardan 2466 sene öncesiydi..ondandı..
    Biz daha komşu olamamıştık..belki düşünenler vardıydı..
    ..bilinmemektedir..

    -Neyse, işte bu kişimizin çok baba bi adam oldunu
    ilkokul sıralarında örendik..ama sıralar, gene aynı
    sıralardı da..üstünde gezerdik..ah! ne günnerdi..
    hoştu yani..fena değildir..bazen!.

    -Mezkûr baba adamımız yunannısı doktorumuz,
    pek bilinmez bir adamdır..mış..hiç kimseye görünmeden
    gelmiş..gitmiş bi zattır ama..çok mühim olmuştur..

    -Eflatun kişisi, eleada ona; koslu askleptes dediydi de
    sonadan “ne?..ben mi dedim?..ne demişim?..valla
    çok işmiştim serfoştum..ne dedimi bilirmiydim..aceba?.”
    felân söylevleriyle demiş, kaytırttırmıştır..

    -Hatta, bazenleri bu buba, aritmetik yapmıştı..
    Kafası üzümden kıyakken (o muhitte geniş ve münbit
    üzüm bağları vardıydı..entel bilgi ilâvesi..)
    bu hipok kişimiz bi küpü almış..ikiye katlamiş..ve aaa!.
    demiştir..demişlerdir..halla da deller..ben neyi buldum?
    Mütişim..demiştir..küpün hacmi 2 katı bölle icat oldu..
    Amma ne yazık ki ayılınca unutmuştur Hipo bunu..
    diyer adamlar da başka bi hipo’ya sen buldun..yaşa diğer
    hipomus baba deyivermişler bulundular..

    -Aslında bana bunnar normal gelir de..bu gelmes;
    -Yani aslan gibi, Civago Doktorumus varken..
    -Hadi geçtik onu, Cüreklibaturumus var..hadi geç..
    -Ya! Bilâl Dokturumus varken..herkeşler bu adamın..
    ..üstüne şaapar..yeminner..
    -İşte ben hiç bunu çözemedim..afediniz..
    ..teşekkürler..

  10. Handan’cım,
    benim için yorma kendini.. ben kendi kendime çığırıyom zâten :)
    gün bitti, yaşasın iyi geceler! ;)

  11. Sevgili Interlock,
    ben bu bahsi tebessümle okumuş idim vakti zamânında blogunuzda, ama tekrarları severim, teşekkürler..

    yazıya başlık olan türkünün sözlerinin devâmını da şuracığa iliştirivereyim izninizle:

    tabip sen elleme benim yaramı
    beni bu dertlere salanı getir
    kabul etmem birgün eksik olursa
    benden bu ömrümü çalanı getir
    git ara bul getir saçlarını yol getir

    bir kor oldu görülüyor özümden
    nâme nâme inliyor sazımdan
    dünyâyı verseler yoktur gözümden
    dili bülbül kaşı kemânı getir
    git ara bul getir saçlarını yol getir

    merhamet et karşısında bıkmadan
    hatırını gönlünü yıkmadan
    çabuk getir can bedenden çıkmadan
    Fakir’in derdine dermânı getir
    git ara bul getir saçlarını yol getir

    yoksulun derdine dermânı getir
    git ara bul getir saçlarını yol getir
    benden bu ömrümü çalanı getir
    git ara bul getir saçlarını yol getir

    Âşık Fakir

  12. ..hayat..
    ..tekrar.lar..
    ..dır efendim..
    ..sevseniz..veya..
    ..sevmeseniz de..

    ..mesele..
    ..ikra’da dır..
    ..efendim..
    ..yoksa..
    ..ümmüğünüzü sıkıverirler..
    ..maaz allah..

    ..tîn..
    ..sistem olarak..çok..
    ..ama çok güçlüdür..

    ..uyunuz..uyunuz..
    ..tebessüm’den ziyade..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s