insan: daha kaç yüzü var görmediğim..

adı: insan. sorsan o da bilmez, ne olduğunu…
yanlış anlamış olsa gerek; ”olmak istediğin gibi görün” diyen cemil meriç’i. nasıl da eğreti duruyor yüzünde gülücük. ne kadar da dışa vuruyor; kin. hâlâ bu ısrâr, bu eski yaraları kaşımak, kanırtmak niye..?

dostumun dostu, dostumdur. benim kitabımda böyle yazıyor. evet, benim bir kitabım var. başka kitaplardan çalıntı yapmayacak kadar da kibirliyim. şimdi bu cümleyi de anladığını sanır o. heyhat! bana bunu da yaptırdı ya, helâl olsun.. şimdi bir daha kibirlendim. öyle eminim ki anlamayacağından.

keyfimin kaçtığı doğru dostum. fakât, tam ne zaman oldu bilemiyorum. sandığın kadar yeni değil, onu söylemeliyim. belki şöyle târif edebilirim: ben okuyorum gerçekten. yâni şöyle bir göz gezdirmiyorum yazılanlarda. yazanın ta ciğerine değdiğimi hissediyorum. ciğerini okuyorum önce. konuştuk ya tüm bunları uzun uzun, inceden inceye.. ben buralarda ne ikiyüzlülükler gördüm, görüyorum. ikiyi ikiyle çarpıyorum önce, sonra çıkan sayıyı yine ikiyle, böyle sürüp gidiyor bu.. sen öyle temiz ve mâsumsun ki; o yüzleri de bir renk olarak algılamak istedin. söyleyemezdim. anlayamazdın. dahası hazır değildin.. inanmak istediklerin vardı. sen vardın herşeyden önce. kendin gibi sanıyordun bir başkasını da. şu var ki; gerçek dünyâdan farklı değildi bura da. ille de yansıyordu aynaya.

belki bininci kez haklı çıkmak, adlandıramadığım türden bir gurur veriyor olacaktı bana. yok, bu sefer öyle olmadı. benim de canım acıdı, acınla. yalanla gerçeği ayırdedemediğimi bilirsin. ya da hangisi iyi bunun, bir diğerinden. aaaamaaaan boşver! sanki şimdi ne dediğimi biliyorum ben.. ama unutma; biz iyi olmakla değil, inanmakla mükellefiz. kendisine inanan, inanır bir başkasına da katıksız bir inançla. ona söylesinler de karıştırmasın bunu: kendi söylediği yalana inanmaktan bahsetmiyorum ben. duymak istediklerini söyletmek için söylenmiş olanlara falan. çok mu anlaşılmaz geldi söylediklerim..? bizi ancak biri anlayacak. şimdi bunu okuyan. bizim gibi olan. bizden biri. buralardan değil o, bu dünyâdan değil o da..

bak hayat
bugün
insanlığımı soyunuyorum sana
üryanken
daha rahat cevaplıyorum
ben
bence soyuldum
fütursuzca
kalphırsızları tarafından
ve somuruldum
durmadan
ruhemici mahlûklarca
yaralarım kabuk bağlamadı
tuz basmadan daha
bir diğerine sıçradı
biliyorsun
doğuştan bağışıklığım var buna
insanzehirlenmesi koydum adını
ve hâlâ
dönüyor dünyâ
şimdi donat tekrar
kolaysa
. . .

Reklamlar

14 responses to “insan: daha kaç yüzü var görmediğim..

  1. Cano Hanımcığım,

    Kim söyleyecek de karıştırmayacak? Kimse söylemez, söyleyemez.

  2. hu bacım (yorumum yazı harici)
    ne zaman küstük biz???
    mailime bile cevap vermedin?
    ben de kediye “biberiye” demiyecem,
    oh işte “biyonik” takdım onun adını.:)

  3. Üstteki yorumuma ek:

    “duymak istediklerini söyletmek için söylenmiş olanlar”

    Ne kadar isabetli bir tasvir bu böyle… Evet, aynıyla vaki. Teşhisleriniz hep isabetliydi zaten. Bir de mesela benim kulaklarım duyabilseydi daha iyi olurdu. Heyhat!

  4. Özür dileyerek bir yorum daha:

    Hadi artık, kırtasiyeciden size de yepisyeni bir defter aldım. Harita metot defteri, battal boy.

  5. Candancığım,
    Ne zamandır yazmamıştın.
    Neler okuruz, diye düşündüm.
    Hey heylerin üstünde gibi duruyor, desem?
    :)

  6. Metin Beyciiim,
    bu sondu.. nefret barındıramıyorum içimde. ne kadar sürdürürsem o kadar kötü hissediyorum kendimi. uzun zamandır berbat hâldeydim zâten. çok belli oluyordu biliyorum. ama artık bitti! kim ne halt yediyse, ayniyle sınava çekilsin dilerim. ama yok, bize yakışan bu değil.. bizim derdimiz bunlar değil, olmamalı. teşhislerimin de canı cehenneme. yanılmış olsaydım keşke!.. keşke.. keşke..

    ben şimdi asıl şu yepisyeni defteri merâk ediyorum. :)) battal boy mu dediniz?! valla anca kurtarır. doldu içim.. için için (ahanda bi ikileme daha!) söylüyordu dillerim.. nirde, hani benim defterim?!

    bi şey daha.. sizi çok özledim ve çok seviyorum. ha bunu iyice bilesiniz! siz konstantin’e kızgınsınız ama ben hem özledim, hem de kırgınım. okur da burayı sorarsa cevap veririm. yoksa benle gider kırgınlığım da.. hıh! hâlbuki seviyorum onu da.. :(

  7. Sâlihacığım,
    sana niye küseyim ben, aşkolsun.. durumu izah etmek güç şimdi ama yine de deneyeceğim. buradan değil, gmail’den.

    biberiyemizi sev, onu koru annesi.. ama sakın başka isim verme. yabancılık çeker. öyle yakıştı ki ona bu isim.. ;)

  8. Ekmekçikızhanımcığım :)
    ”delidir, ne dese yeridir” diyin geçin beni. birikenler var tabi.. bir de bulabilirsem koyduğum yeri, tam süper olacak. ;)
    heyheylerimi seviyorum, yine de hey hey! :P

  9. Cano Hanım,

    Yeter artık, canımıza tak etti sizsizlik. Defterinizin kapağında çiçekler böcükler felan var, sizi bekliyor içi.

    Konstantin’e gelince… Kırılmayın ona, çok çalışıyor, çoook! Kendini kaybetmiş çalışmaktan. Dönecek bir gün elbet, biliyorum.

    Hem ben şimdi “Evine Dön Yavrum, Seni Ailecek Çok Özledik ve Affettik!” temalı yazımda sizi de andım bi güzel, habarınız ossun.

  10. Kuzucuğum T.C. mahkemeleri seni engellemeye çalışıyor, ama sen yazmaya devam ediyorsun..

  11. canım,bende mailine cevap yazdım.:)

  12. candancım,gelirken buraya, acaba yine kızgın mı ya da üzgün mü diye sorarken yakaladım kendimi. ruhuna buralardan serinlikler ve güzellikler üflemek istiyorum tüm iyi dileklerimle:((( sevgiler…

  13. Selamun Alyküm Candan Abla;

    Abla yeni adresim: http://www.emremeral.com

    Allah’a emanet olun…

  14. sevgili candan, mutlu yıllar, her istediğin isteiğin gibi olsun. sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s