Category Archives: ilhâm rengi

har-man

bu bahar başka bahar

bu bahar aşka bahar

hâr

buz tutmuş

yüreğime

aralıksız yağar

da

yağar

Reklamlar

fiyakası mı olur senin koştuğunun yanında maratonun..

 

şöyle fiyakalı şeyler yazasım var ama lâf olsun diye yazamam ki.. var da, nasıl olacak o dediğim..? geçtiğimiz salı gününün akşamı boğazıma dikenli teller çekildi. beynimde ne kadar sıvı varsa, burnumdan geldi. gelmeye de devâm ediyor. ulan nerde/nasıl birikmiş bunlar?! sol gözüm kapandı kapanacak. ne hikmetse tek taraflı bi akıntı. en son burnum akalı kaç yıl oldu hatırlamıyorum bile, o kadar eski yâni. yok öyle grip aşısı falan olanlardan değilim ben. hattâ kulaklarım, ” antibiyotik alsana, şunu içsene, bunu yutsana” diyenlere tıkalı. hastalık hastası bi milletin nüfusuna kayıtlıyım ya; umurumda değil. istemem! ıhlamurdu, baldı, karabiberdi işimi görür benim. dünden beri bir de öksürük yapıştı yakama. uzun süre bırakacağa da benzemiyor. oh olsun bana! sigarayı iki pakete çıkarırsan olacağı buydu (kızım, verdin Metin Bey’in eline kozu! öğrenemedin mi huyunu?!)..

ne diyodum ben; heh, fiyakalı şeyler yazmak.. yâhu fiyaka dediğin nedir ki; adam yazar tuğla kalınlığında şeyler, lâkin, bıraktığı tat da tuğla gibidir (evet daha önce tuğlanın tadına baktım, başka bir çok şey gibi. niye şaşırdınız..? çimenin de tadına baktım ben, samanın da!). tatsız ,tuzsuz, yavan şeyler yazmaktansa, adımı bile yazmamayı tercih ederim. gerçi benim adım hiç de yavan değil ya! ahaha! :P

dün, akşam yemeğinden hemen sonra sızmışım. gözümü açtığımda sabaha karşı 03:30 falandı.. ayaklarım beni mutfağa doğru sürükledi. masanın üzerinde pırıl pırıl parlayan koca bir kâse caneriği ve kayısı vardı. tatlarının neye benzeyeceğini umursamayarak, bi taraftan atıştırarak salona doğru yola koyuldum ve televizyonu açtım; uykuma kalan yerden devâm etmek için. televizyonda ceviz kabuğu seyrediliyormuş demek en son, hemen o çıktı. nerdeyse bitmek üzereydi. deniz gezmiş’in ağabeyi bora gezmiş vardı. daldım gittim konuşulanlara. neresinden bakarsan bak; fiyakalı bir yaşamdı deniz gezmiş’inki.. biz şurda fiyakalı iki lâf edeceğiz diye didinelim. boş işler bunlar be güzelim! acıyorsam sana ne olayım çocuk; can baba’nın dediği gibi.. helâl olsun, helâl olsun!..

 

 

kelime/siz

kelimeler, kelimeler, kelimeler…

suskunluğumuzu târif etmek için bile sığındığımız cümleler…

kelimeler doğası gereği gâlip gelecekler Metin Bey.. siz gitseniz de, peşinizden adım adım gelecekler.. siz dönmeden, onlar hızlı hızlı koyulacaklar yola.. içinizde birikecekler.. başka nasıl yazılabilirdi ki bunca şiir..? başka nasıl yakılabilirdi ki bunca ağıt..? başka nasıl dokunabilirdi ki bunca söz..?

iyisi mi, beklemeli sükûnetle..  inlemeler, sayıklamalar, kelimelere dökülene dek…

sorsanız

hep düşündüm

en çok bunu yaptım derdim

oysa başka bir şey de değildim

bir düşünceden

bir düş

öncesiz

sonrasız

ansız

. . .

niyâz

olacaksa dağ gibi olsun

eteğinde ağlayayım

.

olacaksa hâr gibi olsun

hâfızamı dağlayayım

. .

bana aşkın ustası değil

hepten acemisi lâzım

. . .

olacaksa nil gibi olsun

kollarında çağlayayım

kelebek tepkisi..

kanatlarım

nârin

kanatlarım

kavî

kanattıkça

kanatlanırım

kan aktıkça

kanatlanırım

değmeniz

teğet geçmeniz

farketmez

sokulun

kanatlanırım

söyleyin

kanatlanırım

toz olur

kanatlanırım

. . .

 

 

 

(t)adımlık

bu bahârı da atlattım

sağ sâlim

kışa da kalır mıyım

ne bil’im

böyle de tatsız tuzsuz

yaşanmıyor

ne d’eyim

sen söyle şimdi

hayâl miyim

gerçek miyim

hava üçbinbeşyüz derece

anla gerisini iyice

türkçe yazdık türkçe

yaslı gittim..

bu kaçıncı defâ?!

bu kaçıncı cezâ?!

bu dandik hislerin ne anlamı var?

ocağa bakmaya cesâretin yok mu?

yoksa gizlediğin birşeyler mi var?

ben unutkan salak!

sen âdi demlik!

vefâsız saatlere inanmam artık..

bu kaçıncı yanık?!

yalandan çığlık,

istesem de

yok desem de,

seni atacam artık…

kaynasın!

kaynasın!

bırakın çaydanlığım kaynasın…

kaderiyse böyle yanmak,

bırakın anası ağlasın!

buna dayanmaya,

gücü yok artık

içmişim ama,

içesim çok

sensiz kaldığım gecelerde,

beni kimler anlasın?!

. . . . . . . . . . . . . . . . .

günâhım kadar sevmediğim serdar ortaç’ın bir şarkısından mülhemdir. çaydanlığım sizlere ömür. çok üzgünüm. bir süreliğine yasa girmiş bulunmaktayım. hatimleriniz, duâlarınız, bilâhare ödüllendirilecektir.