Category Archives: yuh!

sedâ bayan burda ikâmet etmiyor!

 

hazreti goog vâsıtasıyla sayfama gelen zevat! sözüm size.. kardeşim akıllı olun, burası sabah sabah sedâ bayan programına benziyor mu hiç?! yok efendim zara eşinden ayrılmış mıymış? ben nerden bileyim lan. hem bana ne! o ayrılsa herifi ben mi alıcam, yoksa siz mi?! sizin işiniz gücünüz yok mu yav?!

bi kere ben o zara denen hatundan hiç hoşlanmam. belli bi nedeni yok ama hiç hoşlanmam işte. cinlerimiz sevişmiyor. ha ben sibel can’dan da hiç hoşlanmam. onu da burdan sormayın. hayır yâni, böyle şeyler aramaya hiç utanmıyorsunuz, bir de gelip benim sayfamdan soruyorsunuz. bi günden bi güne burda zara lâfı geçmiş mi? ben adını ağzıma almadım, alan olduğunu da sanmam. olsa farkederdim.

günlerdir sayfamda bu soru sorulunca, ilk ağızdan cevap vereyim istedim. dedikoduyu ben de severim. ama her zaman değil. bu aralar başka dedikodulara kafa yoruyorum. çaya şeker cinsinden..

Reklamlar

insan manyakları uzmanı!

evvelki gün bir firmadan görüşmeye çağırıldım. dün için randevulaştık; saat 11:00’de görüşmek üzere.. daha giderken terslik yüzünü gösterdi. dakkabaşı taksi geçen bizim caddede, on dakika taksi bekledim. gideceğim yeri biliyordum. târif ettim. yollarda kazı çalışmaları filân, bir türlü istediğim istikâmetten gidemedik. taksicinin de işine geldi tabi. neyse işte, varmam gereken noktaya vardım. büyük bir inşaat şirketi. yine! evet, yine.. etrâfı panolarla çevrilmiş koca bir arâzi ve görüşmem  gereken hâtun, arâzinin  taa diğer ucunda. o sıcakta yürümek zorunda kaldım. salak gibi bir de ceket giymişim üzerime ki sormayın!.. saygıda kusur etmeyeceğiz ya!

görüşme yapacağım yeri buldum. pınar hanım’la görüşmemiz gerekiyordu, neyse kolay oldu kendilerine ulaşmam. ben zâten ta en başından bir kadınla görüşeceğim için huzursuzdum. vâkî değildir, iyi bir kadın yöneticiyle tanışmış/çalışmış olayım bugüne kadar. ben kadın dişçiye de gitmem, jinekoloğa da, kuaföre de. böyle de takıntılarım var anlayacağınız. sebebi var kardeşim! onları da denedik! ama yok, olmuyor bir türlü. bir sürü abuk sabuk anım var bunlarla ilgili. bir ara anlatırım.

neyse işte, ablam bilimum seminer görmüş, kurs almış belli;  insan kaynakları uzmanı olabilmek için. güyâ duygusuz bir ses tonu, sonradan öğrenilmiş olduğu belli teknik sorular sormak, koltuğunda kazık gibi oturmak temel mârifetleriydi. uzun uzun, yapmış olduğum işlerden konuştuk. o sordu, ben anlattım. cevaplarım kazık gelmiş olacak ki; şimdi siz anlatın, ben dinleyeyim dedi. dedim ne anlatıcam, işle ilgili sorduğunuz herşey zâten o cv’de yazılı, soracağınız başka bir şey varsa, dinliyorum. ne dese beğenirsiniz?! aslında bizim eleman açığımız yok, gönderdiğiniz cv’yi görünce sizi merâk edip, bir görmek istedik. oha! fındık fıstık da atsaydınız bâri pınar hanım. maksat elimiz boş dönmeyelim ha!

ben bu canına yandığımının dünyâsında böyle insanlar görmekten bıktım! iş bilmeyen, cinsiyetini yaptığı işte kullanmaktan çekinmeyen, yaptığı şeyin ne gibi sonuçlar verebileceğini tahmin etmekten âciz, duyarsız, sorumsuz, sorunlu, pespâye kişiliklerden sıkıldım. şimdi yine dükkân bakmaya gidiyorum. Allah isteye de, bulayım.. yoksa bir gün kâtil olacağım bu insan müsvetteleri yüzünden maazallah!